Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18443 E. 2014/2037 K. 06.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18443
KARAR NO : 2014/2037
KARAR TARİHİ : 06.02.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.10.2013 tarih ve 2013/347-2013/420 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.02.2014 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. … ile birleşen davada davacılar vekili Av. … ve asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri aleyhine … Ticaret Odası Tahkim Kurulu Başkanlığı’nın 2011/8 Esas 2012/1 sayılı kararı ile karar verildiğini, davalının hissedarlar sözleşmesinin 13.3 maddesi gereğince “öncelikle dostane çözüm yoluna başvurması” gerekirken doğrudan hakem heyetine başvuruda bulunduğunu, işbu yargılamanın yapılmasında … Ticaret Odası’nın yetkili ve görevli olmadığını, hakem heyetinin yasaya uygun kişilerden oluşmadığını, hakem heyetinin talep ettikleri tanıkları dinlemediğini, gerekli olan bilirkişi incelemesi yapmadığını, davalı tarafın muaccel hale gelen hak ve alacağının bulunmadığını, hakem heyetinde açılan dava tüm hissedarlara yöneltilmesi gerektiğini, HMK’nın 109/2. maddesi hükmünce kısmi dava açılamayacağını, takas/mahsup haklarına ilişkin taleplerinin yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davalının müvekkilini yanılttığını, sözleşmenin sadece lehine olan hükümlerinden yararlanamayacağını ileri sürerek, hakem kararında bulunan muhalefet şerhindeki durum ve açıklamalar doğrultusundaki nedenlerle, yasal hükümlere, iyi niyet kurallarına, sözleşme hükümlerine aykırı olan 19.06.2012 tarihli hakem kurulu kararının HMK’nın 439. maddesindeki hükümler gereğince iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen (… 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/427 Esas sayılı) davada davacılar vekili, davalının mali krizden kurtulmak için kurucu ortağı olduğu şirketin başarılı bir şirket olduğu konusunda ikna edici davranışları sonucunda müvekkillerinin bu şirkete hissedar olduklarını, hisse devirleri sağlandıktan sonra gerçek durumun davalının beyanlarından farklı olduğunun anlaşıldığını, davalının gerçek amacının müvekkilleri ile diğer yatırımcı ortaklara kendisine ait doğrudan ya da dolaylı borçlarını ödetip ilk uygun ortamda da huzursuzluk yaratarak bundan maddi menfaat sağlamak olduğunu, davalının borçlarının bir şekilde yatırımcı ortaklar tarafından kapatılmasını sağladıktan sonra ortaklıktan çıkmak için sözleşmenin kendi lehine olan hükümleri vasıtasıyla yine menfaat sağlamaya çalıştığını, davalının … Ticaret Odası Tahkim Bürosu’na başvurarak hissedarlar sözleşmesi ve EK III uyarınca ortaklık payının devri sureti ile ödenmesi gereken pay bedelinin ve diğer tahakkuk etmiş olan alacaklarının tahsilini talep ettiğini, hakem heyetince davalının hissedarlar sözleşmesi ile ilgili taleplerinin tamamının kabul edildiğini, davalıya ödenen bedellerin hiç dikkate alınmadığını, elden ya da dolaylı yapılan ödemelerle ilgili takas/mahsup taleplerinin görmezden gelindiğini ileri sürerek, 19.06.2012 tarihli hakem mahkemesi kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, hakem heyetinin tarafların tüm itirazlarını son derece ciddi, titiz ve ayrıntılı olarak incelediğini, davacıların hakeminin bir hususta muhalefet şerhi koyduğunu, bu husus dışındaki tüm kararlara aynen iştirak etmiş olduğundan bu davanın davacılarının muhalefet şerhine bağlı itirazlarının dışında kalan hususların kesinleştiğini, davacıların itirazlarının yersiz, tutarsız ve hukuken muteber olmadığını, davacıların açmış olduğu iptal davasının HMK’nın 439. maddesinde sayılan sebeplerden hiç birisine dayalı olmadığını savunarak, iptal davasının reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının 02/08/2011 tarihli ihtarname ile ortaklıktan çıkma iradesini işbu davadaki davacılara yöneltmesi üzerine 2011 yılının sonundan itibaren hüküm doğuracak şekilde taraflar arasında davalının sahip olduğu payların 110.000 Euro karşılığında davacılar tarafından alınacağına ilişkin sözleşmenin kurulduğu ve dava açma koşullarının oluştuğu, davalının tahkime başvurduğu tarih olan 02/12/2011 tarihinde bu hakkı haiz olduğu, sözleşmeye aykırılığın söz konusu olmadığı, hakem heyetinin yargılamayı sonuçlandırmaya yetkili olduğu, davaya dahil edilmesi istenen ile davacı arasında mecburi dava arkadaşlığı olmadığından hakem heyetinin bu talebi reddetmesinin iptal gerekçesi olamayacağı, davacıların takas/mahsup talepleri ile ilgili takas şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın reddine dair verilen karar asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15/01/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava dışı şahıslar ile taraflar arasında imzalanan hissedarlar sözleşmesinin 13.3. maddesi “taraflar, bu sözleşme ile ilgili olarak veya sözleşmeden doğabilecek bütün ihtilaf, uyuşmazlık ve anlaşmazlıkların ya da sözleşmenin ihlalinin önce aralarında dostane çözüm yoluna tabi olacağı konusunda mutabık kalmışlardır. Dostane çözüm çerçevesinde herbir taraf, ilgili ihtilaf konusunda uzman olan bir bilirkişi atayacaktır. Bilirkişisini atayan taraf, ihtilafın içeriğini ve bilirkişisini diğer tarafa yazılı olarak bildirecektir. İhtilaf, bir tarafça bilirkişisinin atanmasını izleyen 45 gün içinde dostane çözüm yoluyla çözülemediği takdirde tahkim yargılamasının yapıldığı anda yürürlükte olan ve bu maddenin izleyen hükümlerince tadil edilecek olan … Ticaret Odası Tahkim Kuralları’na uygun olarak, tahkim işlemin
çerçevesinde nihai olarak karara bağlanacaktır.” hükmünü haiz olup, sözleşmenin anılan hükmündeki atıfla, tahkim yargılamasının … tahkim kurallarınca belirlenen esaslar dahilinde devam ettirileceği açık olup davalının …’i bilirkişi olarak belirleyip 27/09/2011 tarihli ihtarname ile davacılara bildirdiği, ancak davacıların ilgili ihtilaf konusunda uzman bilirkişisini atadığını davalı tarafa bildirmediği ve bu nedenle davalının bilirkişi olarak atadığı …’in bilirkişi olarak vazife yapamadığı,…Tahkim Uzlaştırma Hakem Bilirkişi Yönetmeliği’nin 37. maddesinin, hakem bilirkişi olarak vazife görmüş olan kişinin o anlaşmazlıkta hakem olamayacağı hükmüne aykırı bir husus bulunmadığı, dolayısıyla hakem kurulunun seçiminde sözleşmede belirlenen usule aykırılık bulunduğu itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacıların tüm itirazlarının (hakem heyetinin oluşumu ile ilgili itirazları da dahil olmak üzere) ve davanın reddine, birleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/427 esas sayılı dava dosyası yönünden de tüm itirazlarının (hakem heyetinin oluşumu ile ilgili itirazları da dahil olmak üzere) ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinini davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan ayrı ayrı alınmasına, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.