YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18730
KARAR NO : 2014/6732
KARAR TARİHİ : 07.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2012/19-2013/170
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 tarih ve 2012/19-2013/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekil firmanın otomotiv sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir firma olduğunu, “L.” markasını Türkiye dahil dünyanın bir çok ülkesinde tescil ettirdiğini, davalı firmanın 163352 tescil nosu ile 25. sınıf mallar yönünden aynı markayı adına tescil ettirdiğini, ancak davalının markayı fiilen kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 163352 nolu “L.” markasının kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil firmanın 1994 yılında kurulduğunu, hem yurt içi hem de yurt dışına üretim ve satış yaptığını, dava konusu markayı 163352 ve 27449 nosuyla adlarına tescil ettirdiğini, davacının tescil tarihinin daha sonra olduğunu, markanın kullanılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı markasının farklı sınıfta tescilli olması nedeniyle davanın açılmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının iddiasında belirttiği gibi markasının Türkiye’de tanınan bir marka olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı markasının sektörel bazda tanındığı, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/111 E- 2010/147 K sayılı ilamı ile “L.” markasının 12. Sınıftaki emtialar yönünden tanınmış marka olarak kabul edildiği, bu nedenle tanınmışlığa dayalı diğer sınıflara ilişkin davacının bir hakkının bulunmadığı ve diğer sınıflar için hükümsüzlük talep edemeyeceği, davanın KHK 14. maddesi gereği açılan kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası olduğu, davalının markasını sadece kot pantolonlar açısından kullandığı diğer emtialar yönünden kullanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının 25. sınıftaki tescilli markasının davalı tarafından kullanılmayan kot kumaştan mamul gömlek, mont, etek, tisört, şort, kaban, bahçivan elbisesi, şapka, ayakkabı, kemer emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanmama nedenine dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup mahkemece pantolon emtiası yönünden dava reddedilmiş, diğer emtialar yönünden ise davalının ciddi kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmiştir. Mahkemece bu konuda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de davalı vekili 11.2.2013 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarını içerir dilekçesinde; faturalarda mont, gömlek ve etek satımının mevcut olduğunu, ibraz edilen faturaların seçmece olarak alındığını, tüm faturalar ve ticari defterlerin incelenmesi gerektiğini bildirerek itirazda bulunmuş, fakat mahkemece bu itirazları karşılar nitelikte ek rapor alınmamıştır. Davalı tarafından ibraz edilen 18.2.2009, 19.2.2009, 9.6.2009, 10.6.2009, 27.10.2010, 3.5.2011, 4.8.2011 tarihli faturalar dava tarihinden geriye doğru beş yıllık sürenin içerisinde olup bu faturalarda etek, mont ve gömlek satımına ilişkin bilgiler mevcuttur. Davalı vekili, delil listesinde bu faturaların örnek olarak ibraz edildiğini bildirmiştir. Bu durumda, davalının örnek olarak bildirdiği faturaların içinde pantolon dışında başkaca mamüllerin satışı mevcut olmakla davalının itiraz dilekçesinde bildirdiği üzere dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre dahilindeki ticari defter ve kayıtları ile faturaları üzerinde inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.