Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/1922 E. 2014/3381 K. 24.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1922
KARAR NO : 2014/3381
KARAR TARİHİ : 24.02.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2012 tarih ve 2006/62-2012/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … tarafından müvekkili … Basım ve Tic. A….ye el konulduğunu, Fon Kurulu tarafından göreve getirilen yeni … Grubu Yönetimince muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucu 13.02.2004 tarihi itibariyle, kasada olması gereken mevcutların olmamasından ötürü meydana gelen kasa açığı yoluyla
şirketin zarara uğratıldığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 337’nci maddesi gereği, …’nin 13.02.2004 tarihinde müvekkili şirkete el koyması ile tespit olunan kasa açığından önceki yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu, denetim kurulu üyelerinin de üzerine düşen vazifeyi yapmayarak şirketi zarara uğrattıklarından, şirket kasasından sorumlu: finans koordinatörü, muhasebe direktörü, yazılı medya finans direktörü, yazılı medya finansman müdürü ve veznedarla beraber sorumlu olduğunu, davalılardan: …, …, …, …, …, … …’nin el koyma tarihinden önce görev yapan: yönetim kurulu üyesi olarak, diğer davalılar: …, …: denetim kurulu üyesi olarak, …: finans koordinatörü, … …: yazılı medya finansman direktörü, … …: muhasebe direktörü, …: yazılı medya muhasebe müdürü, …: veznedar olarak görev yapan ve şirket zararından sorumlu olan kişiler olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şirketin toplam 5.565,45 TL kasa açığının davalılardan müteselsilen ve müştereken zarar tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket denetçisi … davacı şirketin fiili kasa mevcudu ile kaydi kasa mevcudu arasındaki farktan şirket denetçisinin sorumlu olmadığını, denetçinin görevinin kasa açığı varsa bunu şirket Genel Kuruluna bildirmekle yükümlü olduğunu, 13.02.2004 tarihinde şirket denetçiliğinden … tarafından azledilmiş olması sebebiyle denetçilik görevinin ortadan kalktığını, fiili kasa sayımının ne zaman ve nasıl yapıldığının …’nin el koyma tarihinden itibaren şirket kasasının nasıl idare edildiğinin ve şirket kasasının kimden teslim alındığının müphem bulunduğunu, davada zaman aşımı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, 17.11.1997 tarihinde finansman birimine bağlı vezne sorumlusu olarak işe başladığını, hale hazırda bu görevine devam ettiğini, günlük kasa hareketleri olan kasa giriş ve çıkışlarının fiili olarak yapılmasından sorumlu olduğunu,bu giriş ve çıkışların tahsil ve tediye ile sağlandığının baki olduğunu, günlük kasa föyünün evraklar ile birlikte finansman direktörüne kontrol ve onay için verildiğini, onaylandıktan sonra da hesaplara işlenmesi için muhasebe departmanına verilmekle finansman departmanının işinin son bulduğunu, ertesi güne fiili gerçek devir bakiye ile başlandığını, bunun dışında muhasebe kayıtlarını incelemek gibi bir durumun söz konusu olmadığını, çünkü muhtelif zamanlarda gerek haberli gerekse habersiz muhasebe departmanı tarafından gerekse şirket denetleme kurulu denetçileri tarafından muhtelif zamanlarda kasa sayımı tutanak tutularak yapıldığını, dava konusu tutarın tamamen kendisi dışımda gelişen üzerinde kendi imzası olmadığı, muhasebe departmanı tarafından hazırlanan tahsilat makbuzları ile kasa hesabına girdi gibi gösterilen karşılığı olmayan apel girişleri olduğunu, bunların da tamamen şirket ortaklarının sermaye artırımı ile ilgili ödemeleri gereken paylar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … Güzeler, davacının davasını dayandırdığı Teftiş Kurulu Raporunun hiçbir delil değeri bulunmadığını, davacı şirket sadece miktar olarak dile getirdiği zararın, hangi tarihlerde, kimin eylem ya da işlemlerinden kaynaklandığını açıklamak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, kendisine hiçbir zaman tahsilat, ödeme, finansman işlemlerinde sorumluluk, hak ve yetkisi verilmediğini, kasa açıklarının nasıl tespit edildiğine dair hiçbir somut vakıa ve gerekçeden bahsedilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplarda usulsüzlük olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplarda usulsüzlük olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplarda usulsüzlük olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplarda usulsüzlük olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre şirketin kasa açığının bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanmadığı gibi, kasa sayım tutanağının davacı şirkete … tarafından el konulma tarihi olan 13.02.2004 tarihinden 1,5 ay sonra 29.03.2004 tarihinde düzenlendiği, kasa noksanının ise 31.03.2004 tarihinde ticari defterlere kaydedildiği,bu veriler ışığında, mali değerlendirmeye göre kasa açığının dayanağını oluşturan kayıtların, zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği, ayrıca kasa açığının varit olduğu varsayımında ise, kasa açığının şirketin zarara uğramasına yol açtığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.