YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1998
KARAR NO : 2014/5866
KARAR TARİHİ : 26.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2012
NUMARASI : 2011/199-2012/210
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2012 tarih ve 2011/199-2012/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “LIPTON” markalarının ve bu markaların kullanıldığı özgün ambalaj dizaynlarının sahibi olduğunu, davalının poşet çay ürünlerini “DOĞUŞ” markası altında satışa sunduğunu, ancak çayların satışa sunulduğu ambalajların, müvekkiline ait ambalaj kompozisyonuna ayniyet derecesinde benzediğini ve bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek; davalı kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, davalının tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasını ve tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu doğrultuda davalının tecavüz teşkil eden dava konusu ambalajlarının satışa arzının yasaklanmasını, toplatılmasını ve ürün ambalajlarının imhasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın ürün ambalajları ile müvekkili ürün ambalajları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının markalarını ambalajlarında tescile uygun olarak kullandığı, davalının çeşitli ürünleri ile ilgili ambalajlarda sadece markanın tescilli şeklinin ambalajın ön ve yan yüzlerine konulduğu, ambalajlarda davacının tescilli şekil markasındaki çay yaprağı görünümünün davalı ürün ambalajında simetrik yanda konulması dışında diğer görünümün birebir denecek düzeyde benzer olduğu, her ne kadar davacının tescilli şekil markasındaki renkleri de ambalajında kullanmasına rağmen, zemin rengini bir başka ürün kullanıcısının ambalajında kullanmasının önüne geçemeyeceği sabit ise de, bu zemin rengi ve ambalaj üzerinde kullandığı diğer renklerin tonlamalarının dahi davalı tarafça taklit niteliğinde diğer unsurlarla birlikte kullanılması, unsurların teker teker benzerliğinin yanında ambalaj üzerindeki toplu olarak kullanımın değerlendirilmesinde de büyük benzerlik olması sebebiyle davalının ürün ambalajlarını kullanımının davacının markasına 556 Sayılı KHK’nın 61 ve 9. maddelerinde belirtildiği üzere tecavüz oluşturacağı, bu fiillerin ayrıca haksız rekabet de oluşturduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının tescilli “lipton + şekil” ibareli makasına, davalı yanın ürün ambalajları kullanmak suretiyle tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref’ine, davalının “lipton + şekil” markasına iltibas oluşturacak şekilde kullandığı çay ambalajlarının satışının yasaklanmasına, bu tür ambalaj bulunduğu takdirde toplatılarak imha edilmesine, davacı yanın tazminat talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının Lipton ibareli markasındaki figürleri ve şekil kombinasyonunu davalının Doğuş markasını kullandığı ürün ambalajında kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile oluşan maddi durumun giderilmesi istemlerinden ibaret olup, mahkemece, davanın kabulüne, davacının tescilli “lipton + şekil” ibareli makasına, davalı yanın ürün ambalajları kullanmak suretiyle tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref’ine, davalının “lipton + şekil” markasına iltibas oluşturacak şekilde kullandığı çay ambalajlarının satışının yasaklanmasına, bu tür ambalaj bulunduğu takdirde toplatılarak imha edilmesine karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda ise, mahkemece, davalının iltibas oluşturan ambalajların kullanılmasının yasaklanmasına, toplatılarak imhasına karar verildiği, ancak, davalının hangi ambalaj kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu açıkça belirtilmemiş, kararın ekinde de bu örneklere yer verilmemiştir. Böylece, infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.