YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2130
KARAR NO : 2014/8793
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2012
NUMARASI : 2005/770-2012/491
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2012 tarih ve 2005/770-2012/491 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılar S..Özel Eğitim Sağlık Gıda Mob. Otom. Pet. Tek. Vakfı, O.. K.. ve R..Sigorta vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.05.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Y.. Ç.. ile asıl davada davalı O.. K.. vekili Av. S.. G.. ve R.. A.. vekili Av. E.. D.. ve asıl ve birleşen davada davalı S.. Özel Eğitim Sağlık Gıda Mob. Otom. Pet. Tek. Vakfı vekili Av. H.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalıların zorunlu trafik sigortacısı, maliki ve sürücüsü bulunduğu araçta yolcu olan müvekkilinin, aracın sol arka lastiğinin patlaması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, müvekkilinin hemşire olarak görev yaptığını ileri sürerek, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 100.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 18/10/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam tazminat tutarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 384.300,00 TL daha artırmıştır.
Davalı Vakıf temsilcisi duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamış, diğer davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, gerçekte S..Özel Vakfı adında bir vakfın olmadığı, olayda istiap haddi üzerinde yolcu taşınması nedeniyle davacının da %12,5 oranında kusurlu bulunduğu, hatır taşıması nedeniyle de tazminat hesabından hak ve nesafet kuralı gereği %50 oranında indirim yapıldığı, davacının maliyet oranının %100 olduğu gerekçesiyle, davalı S.. Özel Eğitim Sağlık Gıda Vakfı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, asıl ve birleşen davalarda (davalı sigorta şirketinin poliçesi limiti ile sınırlı olması kaydıyla) 219.787,38 TL.’nin davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden, diğer davalılar için olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar O.. K.. ve S.. Özel Eğitim Sağlık Gıda A.Ş.’den müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar S.. Özel Eğitim Sağlık Gıda Mob. Otom. Pet. Tek. Vakfı , O.. K.. ve R.. Sigorta AŞ. vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının davalıların ilgilisi bulunduğu araçta yolcu olup, olayda zarar tespitine esas olacak bir kusurunun bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalılar S.. AŞ., O.. K.. ve R.. Sigorta AŞ. vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacı yararına hesaplanan tazminat miktarından %50 oranında hatır taşıması indirimi yapılmıştır.
Oysa, olayın hatır taşımasından kaynaklandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmasa da davacı yararına hükmedilecek tazminattan %50 oranında indirim yapılması, hatır için karşılıksız taşıma müessesesinin niteliğine ve somut olayın özelliklerine uygun değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hükmedilecek tazminat miktarından hatır taşıması nedeniyle daha makul oranda bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Yine mahkemece davacının, istiap haddi aşılmış bir araca bilerek bindiği gerekçesiyle %12,5 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminat miktarından bu oranda indirim yapılmıştır.
Oysa tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen 818 sayılı Borçlar Yasası’nın 44. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgili olup, “Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi rızanın, diğer birtakım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek, içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle tazminattan indirim yapabilecektir.
Somut olayda da davacının, istiap haddi aşılmış bir araca bu durumu bilerek bindiği, döndükleri sırada dava konusu kazanın meydana geldiği sabit olup, bu durum Borçlar Yasasının 44. maddesine göre illiyet bağını etkileyen bir kusur değil, hesaplanacak tazminattan bir indirim sebebi oluşturur. Bu durumda mahkemece hatır yolcusu davacının kusurlu kabul edilerek tazminattan indirim yapılması doğru olmamıştır. Diğer bir deyişle mahkemece somut uyuşmazlıkta hükmedilecek tazminattan, davacının kusurlu olduğu gerekçesiyle değil, zarara razı olduğu için bir indirim yapılmalıdır.
Ayrıca tazminat hesabı yapılırken önce davacının talep edebileceği zarar miktarı bulunmalı, sonra bu rakamdan BK.’nun 43, 44. maddeleri uyarınca tespit edilecek oranda indirim yapılmalıdır. Diğer bir deyişle bu bentte açıklanan indirim, en son aşamada yapılmalıdır. Bu durum karşısında mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yolcu olan davacının olayda kusurunun bulunduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
4- Ayrıca davacı kaza geçirmeden önce Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hemşire olarak çalışmakta olup bu husus dava dilekçesinde de belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemece davacının gelir durumunun tespiti mümkündür. Mahkemece davacının talep edebileceği maluliyet tazminatı miktarının tespiti konusunda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise davacının ücretine ilişkin dosyada bir veri bulunmadığından hesaplamalar asgari ücret üzerinden yapılmıştır. Oysa bu rapordan sonra dahi aynı Hastane tarafından dosyaya sunulan 20.03.2012 tarihli yazıda, davacının kaza tarihinden sonraki maaş ve ek ücret ödemeleri mahkemeye bildirilmiştir.
O halde mahkemece, gerekirse davacının kaza tarihinden önce ve sonra aldığı ücretlerinin yeniden sorulması suretiyle maluliyet hesabının hemşire maaşı üzerinden yapılması gerekirken, asgari ücret üzerinden yapılması dahi doğru olmamıştır.
5- Kabul şekli bakımından da karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin 10/4. maddesi uyarınca, maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından hükmedilecek vekalet ücretinin ayrı bir kalem olarak belirlenmesi gereklidir.
Bu durumda mahkemece, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, kabul edilen maddi ve manevi tazminat tutarları toplamı üzerinden hesaplanması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6- Davalılar S.. A.Ş., O.. K.. ve R.. A.. vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacının maluliyet oranının tespiti konusunda mahkemece yapılan inceleme de hüküm kurulması için yeterli değildir. Zira Kayseri Dr. V..A..Ö.. Devlet Hastanesi’nin 05.08.2005 tarihli raporunda, özür durumuna göre davacının %80 oranında çalışma gücünü kaybettiği belirtildiği halde, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 22.09.2006 tarihli raporunda bu oran %95 olarak bildirilmiştir. Mahkemece yaptırılan 02.11.2010 tarihli tek kişilik uzman doktor raporunda ise maluliyet oranı %100 olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla mahkemece anılan bilirkişi raporları arasında meydana gelen bu çelişkinin giderilmemesi hatalı olmuştur.
Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi davacının kazadan önce hemşire olarak çalıştığı sabittir. Sağlık İşleri Tüzüğü’ne göre aynı derecede yaralanma olsa bile bir kişinin maruz kaldığı maluliyet oranı, çalıştığı meslek gurubuna göre değişebilmektedir. O halde davacının maruz kaldığı maluliyet oranı hesaplanırken, kazadan önce hemşirelik mesleğinde çalıştığının sonuca etkili olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gereklidir. Yine davacının kazadan bir süre sonra aynı hastanede, başka bir ünitede çalışmaya devam ettiği de sabittir. Dolayısıyla davacının maluliyet oranı hesaplanırken bu durumun da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, Kayseri’de bulunan ve adli tıp kürsüsü olan bir Devlet üniversitesi aracılığıyla, davacının maluliyet oranının yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve bilirkişi raporları arasında meydana gelen çelişkinin giderilmesi gerekirken, bu incelemeler yapılmadan davacının maluliyet oranının %100 olduğunun kabul edilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar S.. A.Ş., O.. K.. ve R.. A.. yararına bozulması gerekmiştir.
7- Mahkemece yukarıda yapılan araştırmalar sonucunda elde edilecek veriler, davacı yararına takdir edilecek manevi tazminat miktarı üzerinde de etkili olabileceğinden, mümeyyiz taraf vekillerinin, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalılar S.. A.Ş., O.. K.. ve R.. A.. vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Safa A.Ş., O.. K.. ve R.. A.. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının mümeyyiz taraflar yararına BOZULMASINA, (7) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.