YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/216
KARAR NO : 2013/6997
KARAR TARİHİ : 05.04.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
… olarak görülen davada … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 tarih ve 2012/537-2012/1110 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, keşideci Eko Yapı Market Ltd. Şti. tarafından düzenlenen ve müvekkkiline verilen 30/06/2012 tarihli, ….000 TL bedelli çekin müvekkili şirket tarafından ciro edilerek şirket çalışanı … tarafından ilgili şirkete teslim edilmek üzereyken kaybedildiğini ileri sürerek öncelikle ödeme yasağı konulmasını, sonuçta çekin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacının … 669. maddesi anlamında yasal hamil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptaline ilişkindir.
01…2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Söz konusu hükümden anlaşılması gereken, aksine bir düzenlemenin varlığı halinde görevli mahkemenin bu düzenlemeye göre belirleneceğidir.
Konuya bu bağlamda yaklaşıldığında …’nun 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı kanunun yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nun 383/…-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu söylenmelidir. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak, bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda …’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. …’nun 4. ve 5. maddelerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nun 383. maddesinde belirtilen hükmün
aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda …’nun 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, Ticaret Kanunu’nda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ‘nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin söz konusu yorum yönünde tecelli ettiğinin açık bir göstergesidir.
Tüm bu nedenlerler mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya devam edilerek karar verilmiş olması yerinde olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
…- Bozma sebep ve biçimine göre davacı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin kararının BOZULMASINA, (…) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.