YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2764
KARAR NO : 2013/5474
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2011 tarih ve 2010/731-2011/549 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu bir kısım taşınmazlar üzerindeki ortaklığının satış suretiyle giderildiğini, davacının payına düşen tutarın da satış memurluğunca davalı bankaya depo edildiğini, ancak bankanın parayı vekaletnameye istinaden … isimli bir avukata ödediğinin öğrenildiğini, oysa vekaletnamenin sahte olduğunu, düzenleme tarihinde davacının yurtdışında bulunduğunu, kaldı ki anılan avukatın baro kaydının bir daha yazılmamak üzere 2005 yılında silindiğini ve aynı yıl resmi gazetede ilan edildiğini, bu durumu bilmesi gereken bankanın gerekli özeni göstermeyip, sahte vekaletnameyle ödeme yaptığını ileri sürerek, şimdilik 94.954.46 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sahte olduğu ileri sürülen vekaletnamenin satış memurluğu dosyasına sunulduğunu, satış memurluğunun UYAP sistemi üzerinden avukatın baro levhasına kayıtlı olup olmadığının tespit edebilecek durumda olduğunu, vekaletnamede vekil edilen şahsın gerçekten avukat olup olmadığını veya vekaletnamedeki imzanın gerçekte vekaleti veren şahsa ait olup olmadığını araştırma yükümlülüklerinin bulunmadığı gibi, anılan avukatın meslekten çıkarıldığını bilmelerinin de olanaklı olmadığını, bu konuda müvekkiline herhangi bir bildirim de yapılmadığını, kaldı ki hesap satış memurluğunca açıldığından ve davacının imzası banka kayıtlarında bulunmadığından vekaletnamedeki imzayı kontrol etme imkanının da bulunmadığını, noter tarafından düzenlenen ve adli mercilerde de kullanılan vekaletnameye istinaden yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davacıya ait paranın gerçekte vekili olmayan şahsa ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 94.954.46 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 5.212.90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.