Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/293 E. 2013/18112 K. 11.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/293
KARAR NO : 2013/18112
KARAR TARİHİ : 11.10.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2012 tarih ve 2012/260-2012/734 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Federal Almanya Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi 6.Sivil Hukuk Dairesi’nce verilen 05.06.2009 tarih ve 6 O 412/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraflara ilişkin kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfize konu yabancı mahkeme ilamında bu kararın 22.07.2011 tarihinde davalıya tebliğ edilip 22.09.2011 tarihinde kesinleştiğinin yazılı olduğu, kararın tebliğine ilişkin 22.07.2011 tarihli tebliğ evrakının davacıya verilen iki haftalık kesin sürede ibraz edilmediği, davacı tarafça verilen 01.11.2012 tarihli dilekçe ekindeki yabancı mahkeme evrakında ise kararın 22.07.2011 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı, dava konusu yabancı mahkeme kararında bildirilen 22.07.2011 tarihli tebliğin doğrudan posta yoluyla yapıldığının kabulü gerektiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesinde belirtilen doğrudan posta yoluyla tebligat yöntemi konulan çekince ile Türkiye tarafından kabul edilmediğinden ortada usulüne uygun kesinleşmiş tenfize konu bir karar bulunmadığı, 17.12.2010 tarihli karar tebliği yönünden kesinleşmiş bir kararın da mahkemeye sunulmadığı, MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada usulüne uygun kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği, davacı taraf tebliğ belgelerinin mahkemece araştırılmasını talep etmiş ise de MÖHUK’nın 55. maddesi gereği tenfiz isteminin basit yargılama usulüne göre incelenip karara bağlanması gerektiği, bu durumda davacının MÖHUK’nun 53. ve 6100 Sayılı HMK’nın 318. maddesi gereğince tüm delillerini sunmak zorunda olduğu, kararın tebliğine ilişkin belgeleri dava dilekçesine eklemeyen ve verilen kesin süreye rağmen tebliğ belgelerini sunmayan davacı tarafın isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dava konusu 05.06.2009 tarihli yabancı mahkeme kararının tercümesinde kararın davalıya 22.07.2011 tarihinde tebliğ edilip 22.09.2011 tarihinde kesinleştiği yazılıdır. Yargılama sırasında mahkemece davacı tarafa kesin süre verilerek dava konusu yabancı mahkeme kararının davalı şirkete tebliğine dair 22.07.2011 tarihli tebligat parçalarının ibrazı istenmiştir. Davacı vekili de 01.11.2012 tarihli dilekçesi ekinde “apostil” şerhli belge tercümesi ibraz etmiştir. Bu belge içeriğinde “05.06.2009 tarihli gıyabi kararın bir nüshasının iç devlet hukukuna göre 22.07.2009 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, buna ek olarak bu kararın bir nüshasının Türkiye Adalet Bakanlığı aracılığıyla 17.12.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve bu tarihten sonra bu karara itiraz edilmediği” yazılıdır. Davalı tarafça söz konusu belgenin sahteliği de iddia ve ispat olunmamıştır. Dava konusu kararın kesinleşme tarihi işbu dava tarihinden önceki bir tarih olmakla mahkemece, gerektiğinde dava konusu kararın tebliğine ilişkin belgelerin T.C. Adalet Bakanlığı’ndan getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.