YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3382
KARAR NO : 2014/10013
KARAR TARİHİ : 29.05.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2012
NUMARASI : 2011/800-2012/462
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/10/2012 tarih ve 2011/800-2012/462 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.05.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından yurtdışında çalışan müvekkillinden istediği an parasını geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunularak 31.300 DM (16.003,43) EURO karşılığı 32.813,43 TL para alındığını, davalılar tarafından müvekkiline önce para yatırma makbuzunun daha sonra bunun geri alınarak 22/04/2000 tarihi itibariyle parasının şirketteki işleyişini gösteren ortaklık durum belgesi adlı belgenin verildiğini, aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para toplandığını, müvekkilinin parasını geri çekmek istediğinde hiçbir sonuç alamadığını ileri sürerek, 31.300 DM (16.003,43) Euro karşılığı 32.813,43 TL’nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 12/06/2009 tarihli oturumda davalılar K.. İnşaat Tarım San. ve Tic. A.Ş. ile H.. B.. hakkındaki davanın tefrikine karar verildiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının davalı şirkete ortak olmadığı, davalı şirket ile arasında herhangi bir hukuki ilişkinin olduğunun tespit edilemediği, davacı vekilinin de davalı şirkete para ödediklerine dair herhangi bir makbuz sunmadığı, her ne kadar ortaklık durum belgesi sunmuş ise de bu belgede davalı şirketin kaşesinin ve imzasının bulunmadığı, ortaklık durum belgesinin para ödendiğine dair makbuz niteliğinin olmadığı, davacının davalı şirkete para ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı H.. B..’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere ortak kaydedilmesi amacıyla müvekkilinden usulsüz şekilde para toplandığını, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili K..İnşaat A.Ş.’ye ortak olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer müvekkillerine husumet düşmeyeceğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi, davacının davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.
Davacı vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, davalı gerçek kişinin de davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. HUMK.’nın 45/3. (HMK.’nın 166.) maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi açısından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir. Somut uyuşmazlıkta da tarafların iddia ve savunmaları birlikte gözetildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu, birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu, özellikle davacının K.. İnşaat A.Ş.’ye ortaklığının gerçekleşmediği sonucuna varılması halinde, K.. A…’nin ve diğer davalı H.. B..’ın sorumluluğunun gündeme gelebileceği, dolayısıyla işbu davanın tüm davalılar yönünden birlikte görülmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, işbu davanın tefrik kararı verilen davalarla birleştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde diğer davanın sonucunun bekletici mesele yapılarak o davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tefrik kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.