Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4075 E. 2014/2985 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4075
KARAR NO : 2014/2985
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2012 tarih ve 2011/475-2012/108 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.02.2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkili şirketin payını devretmiş olan eski ortağı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 06.08.2010 tarihli Limited Şirket Ortaklık Payının Devri Sözleşmesi gereği müvekkillerinin davalıya borçlarının bulunmadığını, sözleşme şartlarına göre eski ortak payını devrettiği sırada, şirket adına … Bankası A.Ş. tarafından şirkete kullandırılan ticari kredinin kefili konumunda bulunan davalıyı devir tarihinde teminat altına almak maksadı ile takip konusu edilen senedin davalıya teslim edildiğini, şirket tarafından alınan ticari kredi sözleşmesinin kefili sıfatı ile tarafı olan davalı hakkında da herhangi bir takibat ve icra takibi yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin teminatını teşkil eden senedin üzerinde “bedeli sözleşmede belirtilen … Bankası … Şubesi kefalet karşılığı ahzolunmuştur.” ifadesinin yer aldığını, sözleşmenin ve ortaklık payının devrinin teminatını teşkil eden senedin davalı tarafından icra takibine konu edilmesinin ve kötü niyetli olarak tahsili yoluna gidilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin aleyhine girişmiş olduğu haksız ve hukuka aykırı icra takibinin iptaline ve eski hale iadesine, müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davalının %40 kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçlulardan şirketin borcu değerlendirildiğinde, 06.08.2010 tarihli sözleşmenin 2/a. ve devamı maddeleri gereğince yüklendiği yükümlülüğün bir kefalet yükümü olmayıp bir garanti sözleşmesi kurma iradesi taşıdığını ve taraflar arasında sözleşmenin garanti sözleşmesi olarak kurulduğunu savunarak, davanın reddinive davacıların %40 tazminata mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, … Bankası A.Ş.’den davacı şirketin kullanmış olduğu toplam 610.000 TL kredi nedeni ile yapılan geri ödemeler sonrası kalan borç miktarı dikkate alındığında takip tarihi olan 19.08.2011 tarihi itibari ile davalının müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğu kefalet miktarının 597.565,88 TL olacağının tesbit edildiği, bononun taraflar arasında düzenlenen 06.08.2010 tarihli limited şirket ortaklık payının devri sözleşmesi gereğince ortaklık payını devreden …’a ortaklık payını alan …’nun ve kefil olarak da diğer davalı şirket temsilcisinin söz konusu bonoyu ortaklık payının devri nedeni ile ortaklığa ait teminat ve kefaletlerin tasfiyesine ilişkin olarak teminat senedi olarak verildiği, dolayısı ile teminat olarak verilen takibe konu bononun muaccel hale gelebilmesi için payını devreden davalı …’un hakkında şirket ortağı iken kefili olduğu … Bankası … Şubesi’nde kredi sözleşmesinin hesabının kat edilip kefil olan davalı …’a herhangi bir takibin veya borcun tahsili yönünde banka tarafından bir talepte bulunulmadığı, davalı …’un da bankaya olan kredi borcunu ödediği konusunda bir iddiada da bulunmadığı, teminat senedinin muaccel hale gelmediği, teminat senedinin bedelinin istenebilmesi için davalının söz konusu kredi borcunu ödeyerek ödediği miktar itibari ile söz konusu bonoyu takibe koyabileceği, oysa davalının krediyi ödediği konusunda bir iddiada bulunmadığı, davalının söz konusu sözleşme gereği teminat senedi olarak aldığı bonoyu takibe konu etmesinde ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2844 Esas sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile davacıların 400.000 TL davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemenin davayı kabul kararının sadece takibin iptaline ve takip nedeniyle borçlu olunmadığının tesbitine ilişkin olmasına ve takip konusu senedin teminat fonksiyonunun sona erdirilmesi sonucunu doğurmayacağının tabii bulunmasına göre davacılar vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 2.350,80 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye 21.384,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.