Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/5042 E. 2013/21135 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5042
KARAR NO : 2013/21135
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2012 tarih ve 2010/136-2012/381 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Ziraat Bankası … Şubesinden …’ın genel kredi sözleşmesi ile kullanmış olduğu 24 ay vadeli krediye kefil olduğunu, kredi verilirken …’ın adına kayıtlı taşınmaza ipotek konulduğunu, …’ın müvekkilinin kefil olduğu krediyi 5 ay önce kapatarak 25.06.2008 de ilk imzalanan genel kredi sözleşmesinden yararlanarak yenilediğini, …’ın kredi taksitlerini zamanında ödememesi üzerine müvekkilinin icra tehdidi altında değişik tarihlerde toplam 39.778 TL ödeyerek borcu kapattığını, borç kapanınca bankaca ipotekli taşınmazdaki ipotek hakkının kefile devredilmesi hususunda … Tapu Müdürlüğü’ne yazı yazıldığını, ancak borç devam ederken 26.08.2008 tarihinde Ziraat Bankası tarafından ipoteğin fek edildiğini, müvekkilinin krediye kefil olurken kredi için taşınmaz ipoteği verildiğinden taşınmazın güvencesi nedeniyle kefil olduğunu, ipotek fek edilince müvekkilinin bankaya ödediği paranın teminatından yoksun kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 39.798 TL nin 05.03.2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar, ilk kredi sözleşmesine göre borç kapatıldıktan sonra davacı yeni yapılan bir kredi sözleşmesine kefil olmuş gibi görünse de, aslında açılan ikinci kredinin, birinci kredinin zamanından önce ödenmesine, verilen teminatlara göre tanınan, ilk kredinin devamı niteliğinde olduğu ve teminatın kalktığından davacının haberinin bulunmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, asıl borçluya başvurmadan kefillere icra tehdidi altında borcu ödettiği, teminatı onların haberi olmaksızın kaldırdığı, kendi alacağını tahsil ettiği, ancak kefile verilmesi gereken teminattan onu yoksun bıraktığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 35.570 TL’nin 05/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 2.430,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.