Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/5714 E. 2014/3365 K. 24.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5714
KARAR NO : 2014/3365
KARAR TARİHİ : 24.02.2014

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2011/200-2012/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin ”…” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalının anılan markayı adına tescil ettirdiğini, bunun üzerine anılan markanın hükümsüzlüğü istemiyle dava açtıklarını, ancak … 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/33 Esas, 2009/159 Karar sayılı kararıyla müvekkillerinin davalı hakkında açmış olduğu hükümsüzlük davasının esastan reddine karar verildiğini, davalının anılan yargılama sırasında müvekkilinin hak sahipliğini gösteren 2003 tarihli kataloğunun sahte olduğunu savunduğunu, fakat davalının sonraki tarihlerde -müvekkilinin … nezdinde yaptığı tasarım tescil başvurusuna karşı gerçekleştirdiği itirazında- anılan kararın oluşumuna etki eden 2003 yılı kataloğunun geçerli olduğunu ifade ettiğini, bu şekilde davaya konu ”… …” ibareli markanın müvekkili davacılara ait olduğunu ikrar ettiğini, aynı hususla ilgili olarak … Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2010/492 esas sayılı dosyasının 20.10.2011 tarihli duruşmasında da benzer biçimde ifade verdiğini, yargılaması yenilenmesi istenilen kararın davalının hilesi ile elde edildiğini, davalının hilesi sonucunda müvekkilinin ilk defa ihdas edip kullandığı ve tanıttığı ”… …” ibareli markanın davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, HMK’nın 374. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini ve davalı adına tescilli 2005/06698 sayılı ”… …” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin karara tesir eden bir hilesinin bulunmadığını, “… …” ibareli markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, önceki yargılamada bu hususun ortaya çıkmış bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hile olarak ileri sürülen vakıanın yargılamanın yenilenmesine dayanak yapılabilmesinin mümkün olmadığı, kararın gerekçesinin davacıya ait olduğu iddia olunan 2003 yılı kataloğunun sahte olmasına bağlı olmayıp, tarafların bunun dışında sunmuş olduğu diğer delillere dayalı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.