Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6110 E. 2013/21797 K. 29.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6110
KARAR NO : 2013/21797
KARAR TARİHİ : 29.11.2013

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2006732-2012/273 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı …Düğme Çıtçıt Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin INTER 2000 POLL, INT INTER 200 POLL, INTERPOLL 2000, INTER 2000 POLL THE ORİGİNAL JEANS ibareli markaları bulunduğunu, davalılara daha önceden etiket ve düğme yapmaları için sipariş verdiklerini, sonradan bu kalıpları kullanarak başka firmalara taklit etiket ve düğme yapmaya başladıklarını, şirket yetkilisi olan davalı …’un ceza davasında yargılandığını ileri sürerek, 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı …’a husumet yöneltilemeyeceğini, ceza davasında Derya Matbacılık Ltd. firmasına ait ürünlere el konulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile iltibas yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı …. Şti. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markaya tecavüzden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan HUMK’nun 382. ve sonradan yürürlüğe giren HMK’nun 294. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda “yasal faiziyle davalıdan tahsiline“ denilmiş, gerekçeli kararda ise “avans faiziyle davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı …. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. Şti. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle anılan davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …. Şti’ye iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.