Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6277 E. 2013/9520 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6277
KARAR NO : 2013/9520
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2010 tarih ve 2000/881-2010/544 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden …’ın 10 milyar TL nominal sermayeli davalı şirkette A grubu 20.000 adet, …’ın ise aynı şirkette A grubu 2.600.000 adet hisseye sahip % 26 nispetinde ortak iken bu hisselerini 19.06.2000 tarihli “Hisse devir ve ferağ beyannamesi” ile oğlu olan 1980 doğumlu davacı …’a devrettiğini, bu hisse devir işleminin pay defterine kaydedilmesi için söz konusu beyannameyi şirket yönetim kurulu üyesi ve kız kardeşi olan …’a teslim ettiğini, ancak davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı …’ın hem isim benzerliğinden hem de baba adlarının … olmasından yararlanarak bu hisseleri kendi adına kayıt ve tescil ettirdiğini, şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan genel kurula davacı …’ın çağrılmadığını, davalı …’ın hileli yollarla torunu olan davacı …’in hisselerini üzerine geçirmiş olduğundan yapılan bu sahte tescil işleminin iptali için dava açıldığını, davalı şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirketin % 26 oranındaki payının temsil edilmediğini, bu nedenle toplantıda alınan kararların iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulun 3, 4, 5 ve 7. maddelerinde alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacılardan …’ın hisselerini 01.06.2000 tarihli hisse devir senedi ile müvekkillerinden 1930 doğumlu …’a devrettiğini, devir işleminin tescil edildiğini, bu durumda davacı …’ın şirket ile bir ilişkisinin kalmadığı gibi diğer davacı 1980 doğumlu …’ın da şirket ile hiçbir ilişkisinin
olmadığını, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı … ise davacılardan …’ın eşi, diğer davacı 1980 doğumlu …’ın ise annesi olup, ortak sıfatıyla genel kurul toplantısına katıldığını ve alınan kararlara muhalefet etmediğini, davaya konu genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların kanun ve ana sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı 1930 doğumlu …’ın hileli şekilde adına hisse tescilini yaptırması nedeniyle mahkeme kararı ile yapılan tescil işleminin iptaline karar verildiği, bu durumda 19.06.2000 tarihi itibariyle davacı …’a ait hissenin oğlu 1980 doğumlu …’a devri gerekirken şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı 1930 doğumlu …’ın hileli şekilde kendi adına hisselerin tescilini sağladığı ve bu hisse devrinden sonra yapılan 23.06.2000 tarihli genel kurulun davacı …’a ait % 26 oranındaki hissenin temsili olmadan yapıldığı ve kararların alındığı, bu şekilde alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan 3-4-5 ve 7. maddelerinde alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu 23.06.2000 tarihinde yapılan davalı şirket genel kurul toplantısında gündemin 7. sırasında davalı şirketin başka bir şirket ile birleşmesine karar verildiği, alınan kararın iki şirketin birleşmesine ilişkin bir karar olup, buna ilişkin düzenlemenin yapıldığı mülga TTK’nun 148. maddesinde, bu konuda ana sözleşmenin değişmesi hakkındaki usul ve şartlar dairesinde karar alınması gerektiğinin belirtildiği, davalı şirketin 25.04.1969 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğu, kurulduğu tarihte tescil edilen ana sözleşmesinin “Toplantı Nisabı” başlığını taşıyan 19. maddesinde, genel kurul toplantıları ve toplantılardaki nisabın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunun belirtildiği, bu durumda davaya konu toplantı tarihinde yürürlükte bulunan ana sözleşmenin anılan hükmü gereği uygulanacak toplantı nisabının şirketin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan TTK’nın “Toplantı ve Karar Nisabı”na ilişkin hükümleri olup, bu tarihte yürürlükte bulunan 388. maddesi uyarınca bu durumda ilk toplantı için en az ¾ oranında pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması gerektiği, somut olayda ise toplantıda davacı …’a ait % 26 oranındaki hissenin temsil edilmediği, bu nedenle gündemin 7. sırasında alınan birleşmeye ilişkin kararın yasal toplantı nisabına uyulmadan alındığından yok hükmünde olduğunun kabulü gerekmekle bu madde ile ilgili olarak mahkemece verilen kararın gerekçesi yerinde değilse de sonucu itibariyle doğru olduğundan davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin 23.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davaya konu genel kurul toplantısında gündemin 7. sırasında alınan karar dışında kalan kararların alınmasında nitelikli çoğunluk gerekmediğinden davacı …’a ait hisselerin toplantıda temsil edilmemiş olmasının 7. madde dışında iptali istenen diğer maddelerde alınan kararların geçerliliğine etkisi olmadığı anlaşılmakla iptali istenen 3, 4 ve 5. maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu maddeleri de kapsayacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan işbu davada, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gereklidir.Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz.Aktif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar mahkemece resen göz önüne alınır.Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bekletici mesele yapılan … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2008 tarihli, 2002/637 Esas-2008/536 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile davalı şirketteki davalı … adına kayıtlı olan 2.600.000 adet hissenin davacı … adına tesciline karar verildiği ve bu karara dayalı olarak mahkemece hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, davacı …’ın ortaklık sıfatının kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle, davacı … yönünden aktif dava ehliyeti açısından bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen mülga TTK’nun 381. maddesinde, toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir.Buna göre, yokluk ve geçersizlik halleri dışında kalıp da iptali mümkün olan genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilmek için öncelikle kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmesi gerekmektedir.Somut olayda, davaya konu toplantıda hazır bulunan davacılardan …’ın alınan hiçbir karara karşı çıkmadığı, kararlara karşı muhalefetinin olmadığı anlaşıldığından iptale tabi bulunan gündemin 3, 4 ve 5. sırasında alınan kararlar yönünden iptal davası açabilmek için gerekli dava koşulunu yerine getirmemiş olan anılan davacı yönünden genel kurulun 3, 4 ve 5. maddelerinin iptali istemiyle açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
5-Diğer yandan, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davaların TTK’nun 381. maddesi hükmü uyarınca sadece tüzel kişilik olan şirkete karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez.Bu durumda, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin işbu davada davalı ortak …’a husumet yöneltilmesi yerinde olmadığından anılan davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalıyı da kapsayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.