Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6411 E. 2014/5398 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6411
KARAR NO : 2014/5398
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2012
NUMARASI : 2008/303-2012/510

Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2012 tarih ve 2008/303-2012/510 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. H.. D.. ile davalı vekili Av. V.. D.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında davalıya ait kargo faaliyetlerinin yürütülmesi için yapılan acentelik sözleşmesinin davalının, müvekkilinin hak edişlerini sözleşme uyarınca ödememesi nedeniyle 08.06.2007 tarihinde müvekkili tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin davalıdan olan hak edişlerinin tahsili için keşide edilen 28.07.2007 tarihli faturanın 14.12.2007 tarihinde icra takibine konulduğunu, ancak davalının acentelik hak ediş ücretinin tahsili amacıyla yapılan takibe haksız olarak itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, devir teslim sonrasında yapılan incelemeler sonucunda davacı acentenin, acentelik sözleşmesine aykırı davranarak işyeri kasasından 25.807,98 TL nakit kullandığının tespit edildiğini, ayrıca davacının müvekkili adına tahsil ettiği kargo bedellerini her gün müvekkilinin belirttiği banka hesabına yatırması gerektiği halde yatırmadığını, bu nedenle davacı acentenin gecikme cezası ödemesi gerekmekle davacının acentelik faaliyetlerinden dolayı müvekkiline borçlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiş; açılan karşı davada ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 1.000,00 TL alacağın davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen son bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 21.088,60 TL alacaklı olduğu, davalı yanın 28.12.2007 tarihli ihtarnamesinde davacının 19.666,24 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği ve mutabakat sağlanmak üzere bir araya gelinmesinin istendiği, davacının 25.807,98 TL’yi zimmetine geçirdiği, bu kasa farkının alacağından düşülmesi gerektiğine ilişkin davalı savunmasının kanıtlanamadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 21.088,60 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden işleyecek %23 oranını geçmeyecek şekilde avans faizi ile tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, %40 oranında hesaplanan 9.663,14 TL inkar tazminatının davalıdan alınmasına, usulüne uygun biçimde açılmış bir karşı dava olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş ücretinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacının, davalı şirketin acentesi iken acentelik sözleşmesini feshederek, ödenmeyen 2007 Haziran dönemine ait hak ediş alacağının tahsili için icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Davalı yaptığı savunmada, Haziran 2007 döneminde acente olarak faaliyet sürdüren davacının dönemine ait 30.806,47 TL fatura düzenlediği, 641,04 TL iptal faturasının olduğu, bu faturalara karşılık 4.357,45 TL’nin bankaya havale yapıldığı, buna göre acentenin dönemine ait 25.807,98 TL kasa farkının bulunduğu, acentenin hak ediş alacağı mahsup edildiğinde davacının 6.141,74 TL borçlu olduğunu belirtmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek raporda, davacının 2007 Haziran ayı tahsilatından şirketin banka hesabına yaptığı havale tutarının belirli olduğu, gerekirse banka kayıtlarının istenebileceği hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmekle yetinilmiş, bu konuda inceleme yapılmamıştır. Taraflar arasında uzun süre devam ettikten sonra sona eren acentelik ilişkisinin bulunduğu, buna bağlı cari hesap sözleşmesi ile taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu, davacının kargo ücretlerini tahsil ederek davalı adına bankaya yatırdığı hususları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının, davalı adına bankaya yatırması gereken 25.807,98 TL’yi zimmetinde tuttuğu, bu nedenle alacaklı olmadığının davalı tarafından ileri sürülmüş olmasına göre mahkemece bu savunma üzerinde durularak, bu konuda tarafların dayandıkları kanıtların incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davalı tarafından usulüne uygun olarak harcı yatırılmak suretiyle açılmış bir karşı davanın varlığı nedeniyle mahkemece karşı dava yönünden inceleme yapılarak esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekirken hangi nedenle usulüne uygun açılmış bir karşı bulunmadığı da belirtilmeden karşı davaya ilişkin olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, karşı dava yönünden verilen kararın da bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4-Kabul şekline göre de hüküm altına alınan alacak miktarının 21.088,60 TL olmasına göre icra inkar tazminatı olarak bu miktarın % 40’ı olan 8.435,44 TL’nin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde 9.663,14 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.