YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6489
KARAR NO : 2013/21793
KARAR TARİHİ : 29.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.09.2012 tarih ve 2010/383-2012/362 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eşinin davalı şirketin nakliye departmanında genel müdür olarak görev yaptığını, davalı şirket zarar edince nakit sıkıntısı çektiğini, kendilerinden borç para istediklerini, bunun üzerine 144.500 TL banka havalesi ile şirkete borç para verdiklerini, bunun 117.000 TL kısmının davalı şirketçe kendilerine banka havalesi yoluyla geri ödendiğini, bakiye borç 27.500 TL’nin ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan borç para almadıklarını, aksine şirketten kendilerinin borç para aldığını, banka havalesinin ödeme vasıtası olduğunu, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, bu karinenin aksini havaleyi gönderenin ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde yasal karine mevcut olduğu, aksini iddia edenin ispat yükü altında bulunduğu, davacının borç para verdiğini yasal delillerle ispatlamayadığı, yemin teklif etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf delil listesinde bilirkişi raporuna, duruşmada da şirkete verilen borcun varlığı konusunda davalı tarafın defterlerine dayandığı halde, davalı şirketin defter ve kayıtları incelenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davalının ticari kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının şirkete borç para verdiği iddiasının incelenerek, yine dosyada mevcut davalı şirket tarafından davacıya havale edilen 24.07.2009 tarihli banka dekontundaki “borç ödeme” ibaresi de nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.