Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6845 E. 2014/14060 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6845
KARAR NO : 2014/14060
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2013
NUMARASI : 2011/67-2013/22

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/02/2013 tarih ve 2011/67-2013/22 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. O.. Ö.. ve Av. H. Ö. ile davalılardan A.. G.., M.. G.. ve A.. B.. vekilleri Av. O.. Ş.. ve C.Ş. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan A.. B.. arasında 27.07.2005 tarihinde “Görüşme Tutanağı” başlıklı belge imzalandığını, müvekkili sözleşmeden doğan edimleri yerine getirdiği halde müvekkilinin şirket lehine olan kefaletlerinin kaldırılmadığını, borç-alacak mutabakatının sağlanmadığını, iadesi gereken şirketin 36.000 hissesinin iade edilmediğini, hisselerin ihtarname tebliğine rağmen dava dışı iki şirkete 3.066.739,19 TL bedelle satıldığını ileri sürererek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 36.000 TL’nin 24.11.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslahla talebini 3.066.287,43 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı şirket vekili, husumet, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, zamanaşımı def’i ve husumet itirazında bulunmuş, davacının taahhüdünü yerine getirmediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacıya ait 360.000 adet hissenin davalılar A.. G.. ve M.. G..’a devredildiği, davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği, ancak davacıya hisse iadesinin yapılmadığı gibi bu hisselerin dava dışı şirketlere satıldığı, satış değerinin 3.066.287,43 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 36.000 TL’nin dava, 3.066.287,43 TL’nin ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı ile davalılardan A.. B.. arasında imzalanan, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi halinde ve borcun tasfiyesi sonunda, başta devredilen 360.000 hisseden 36.000 adedinin davacıya iadesini öngören “görüşme tutanağı” başlıklı sözleşmeye dayalı olarak açılmış, davacı tarafça kendisine iade edilmediği gibi üçüncü şahıslara devredilen hisselerin bedeli talep edilmiştir. Mahkemece, davacının gerçekten davalı şirkete borçlu olduğunun kanıtlanamadığı yönündeki bilirkişi raporuna itibar olunarak davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2. maddesinde A.. B..’ın şirketin kasa durumuna göre davacı S.. D..’nin borç tespitini, davacının da kendi kayıtlarına göre borcunun tespitini yapacağı, tarafların borç tespitlerinin 05.08.2005 tarihine kadar tamamlayacağı ve mutabakata varacakları hususları düzenlenmiş olup, davacı tarafça da dava dilekçesi ile davacının borcunun bulunmadığı değil, sözleşmenin anılan maddesinde öngörülen mutabakatın sağlanamadığı iddia olunmuştur. Davacı tarafça davalıya yapılmış bir ödeme de iddia ve ispat olunmadığından, davacının edimlerini yerine getirdiğinin kabulü doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacının davalı şirkete olan borcu, ödeme suretiyle değil, 31.12.2006 tarihinde kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına aktarılmak suretiyle kapatılmış olup, borcun bu tür hesabına aktarılması alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmez. Bu itibarla, davacının bu aşamada davalılardan talepte bulunmasının mümkün olmadığı gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince; tarafı olmadığı bir sözleşme nedeniyle açılan böyle bir davada davalı şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından, davalı şirkete yönelik açılan davanın husumet yönünden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararına davalı şirket yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.