Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7188 E. 2014/13480 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7188
KARAR NO : 2014/13480
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 52. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2012/230-2012/234

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2012/230-2012/234 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Bu.G. ile davalı vekili Av. C.. M.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Malta bayraklı M/V S.Ana isimli geminin finansal kiralayanı olduğunu, gemiyi dava dışı D. Ship Holding Co. şirketine kiraladığını, gemi için davalı alacaklı firma tarafından bir takım tamir ve bakım hizmetleri sunulduğu iddiasıyla D. Ship Holding aleyhine taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, geminin haczedilmesi ve seferden men edilmesi talebinin icra müdürlüğünce kabul edildiğini, müvekkilinin gemisinin haksız olarak haczedildiğini öğrenmesi üzerine 110.000,00 TL tutarında teminat mektubu sunarak gemi üzerindeki haksız haczi kaldırdığını, iddia edilen alacağın kanuni rehin hakkı vermediğini ileri sürerek, icra takibine konu alacağın mevcut olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin gemi alacaklısı hakkının finansal kiralamaya konu geminin finansal kiracının işletmesinde iken doğduğunu, gemiyi işleten D. Ship Holding Co. Şirketi’ne izafeten acenteleri C.Denizcilik ve Ticaret A.Ş. aleyhine verilen ilamla kesinleştiğini, müvekkili şirketçe taşınır rehinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığını, teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, kanuni rehin hakkı asıl alacağa bağlı feri bir hak olup, gemiyi takip ettiği, ondan ayrı dava konusu yapılamayacağı, kanuni rehin hakkı borçlusu geminin maliki olan davacı olduğu, bu durumda takibin geminin maliki olan davacı ile gerçek borçlu olan D. Ship. Holding Co.’ya birlikte yöneltilmesi gerektiği, aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğu, kanuni rehin hakkı tesisine dair karar bulunsa da, davacı bu davada taraf olmadığından ve şahsi borç tartışılmadan maliki bağlayıcı nitelikte asıl borcun feri niteliğindeki kanuni rehin hakkı tanınmasına ilişkin karar
verilmesi mümkün olmadığından bu kararın kanuni rehin hakkının kullanılması için yeterli olmadığı, icra tehditi altında ödenen 110.000,00 TL’ nin davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 110.000,00 TL’ nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kanuni rehin hakkı borçlusu olduğu iddia edilen geminin seferden men edilmesi nedeniyle gemi malikinin verdiği ve daha sonra paraya çevrilen teminat mektubunun istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi gemi maliki olan davacı finansal kiralama şirketinin kanuni rehin hakkı tanınması davasında ve geminin muhafaza altına alınmasını doğuran icra takibinde taraf olmadığı ve bu nedenle de sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak takip tarihinde ve dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 1235. maddesi uyarınca kanuni rehin hakkı gemiyi takip eder ve gemi maliki kanuni rehin hakkı veren bu borçtan dolayı gemi maliki sıfatıyla sorumludur. Bu sorumluluğunun kendisi hakkında takip yapılmaması nedeniyle ortadan kalkması söz konusu olamaz. Bu itibarla yazılı şekilde salt takipte taraf olmadığı gerekçesiyle davacı gemi malikinin sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
2-Ayrıca, davacı tarafça akip konusu 81.000,00 TL üzerinden harç yatırılmasına rağmen, harç eksikliği tamamlanmadan 110.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu benttlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.