YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7464
KARAR NO : 2014/14170
KARAR TARİHİ : 19.09.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2013
NUMARASI : 2007/176-2013/38
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/02/2013 tarih ve 2007/176-2013/38 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/09/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. O.. Ç.. ile davalı vekili Av. D.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, resmi kurumlardaki bir kısım işlerini takip etmesi için davalıya vekaletname verdiğini, ancak davalının bu vekaletname ile verilen yetkiyi kötüye kullanarak akrabası olan dava dışı kişi lehine 30.000 TL bedelli bir bono keşide ettiğini, söz konusu bono bedelinin müvekkilince icra tehdidi altında ödendiğini, oysa müvekkilinin bono verilen kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığını, vekalet görevini kötüye kullanan davalının müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakalrı saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 101.196,28 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bononun, davacının bilgisi ve onayı ile keşide edildiğini, lehine bono düzenlenen Y. Al.lı’nın, davacı şirkete verdiği borç karşılığında söz konusu bononun düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, sanık olarak yargılandığı dosyada yaptığı savunmada, davacı şirket ile adi ortaklık kurduklarını, resmi senet veya belge düzenlenmediğini, karşılıklı güvene dayalı olarak şirketin kendisine vekaletname verdiğini, ortaklık payı olarak verdiği 30.000 TL’yi borç olarak dava dışı Y. A.’dan aldığını, karşılığında ise söz konusu bonoyu verdiğini, Y. A.’nın alacağını tahsil edemeyince takibe geçtiğini beyan ettiği, bu beyanın HUMK’nın 236. (HMK 188) maddesi uyarınca ikrar niteliğinde olduğu ve kesin delil teşkil ettiği, davalının ihtiyacı için aldığı paraya karşılık dava konusu bonoyu verdiği ve şirket hesaplarına bu yönde kayıt düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 101.196,28 TL’nin, 20.000 TL’lik kısmına dava tarihinden, bakiye kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki 2 ve 3 no’lu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, vekalet görevi kötüye kullanılarak davacı şirket adına keşide olunduğu iddia edilen bonolar nedeniyle ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının ceza mahkemesinde yaptığı savunmadaki beyanlarının HUMK’nun 236. maddesi (HMK 188. madde) uyarınca ikrar niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerçekten de, davalı sanık olarak yargılandığı Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/100 E. sayılı dosyasındaki 04.10.2005 tarihli savunmasında, “Ben ortaklık payı olarak vermiş olduğum 30 milyar lirayı Başıbüyük firması adına Şahap Başıbüyük’ün verdiği vekalet ve yetkiye istinaden Y. A. isimli şahıstan senet mukabili borç olarak almıştım ve şirket adına vekaleten kendisine borç senedi vermiştim. Y. A. da alacağını tahsil edemeyince icraya koydu.” şeklinde beyanda bulunmuş olup aynı dosyadaki kolluk nezdinde verdiği imzalı ifadesinde ise Y. A.ı’nın davacı şirketin aldığı bir işe ortak olmak için şirkete 10 milyar, kendisine de yine şirket işlerinde kullanılmak üzere 20 milyar nakit para verdiğini, kendisinin bunun karşılığında 30 milyarlık senet verdiğini beyan etmiştir. Bu durumda, davacının anılan ceza mahkemesindeki beyanının açık bir ikrar olduğu kabul edilemeyeceği gibi dosya içerisinde bulunan gerek Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/116 E. 2003/307 K. sayılı ilamında gerekse de Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/650 E. ve 2004/159 K. sayılı ilamında, dava konusu bononun lehdar tarafından davacıya verilen borç karşılığında düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemelerine etkisini düzenleyen mülga 818 sayılı BK’nun 53. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, davacı tarafça yapılan ıslah talebine karşı davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş olup bu konuda mahkemece olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.