YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7622
KARAR NO : 2014/13283
KARAR TARİHİ : 04.09.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2012/246-2012/611
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2012/246-2012/611 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan asil M.. A.. ve asil S.. A.. ile davacılar vekili Av. G.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi F. K. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin çocuğu ve kardeşi olan D. A.’in davalıya ait trene binmek isterken 07.04.2003 tarihinde uğradığı tren kazasında %76 oranında malul kaldığını ve sürekli başkasının bakımına muhtaç duruma düştüğünü, müvekkillerinin manevi zarara uğradıklarını, olayla ilgili olarak Ankara 3.ATM’nin 2008/234 Esas sayılı dava dosyası kapsamında verilen kararın kesinleştiğini belirterek şimdilik Mihrali ve S.. A.. için ayrı ayrı 50.000,00’er TL, A.. A.. için 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, olay sebebiyle müvekkili kuruluşa yüklenebilecek kusur ve sorumluluk bulunmadığını, talebin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işbölümü itirazı ve zamanaşımı definin yerinde olmadığı, olay sebebiyle davacıların yansıma yoluyla değil doğrudan doğruya zarara maruz kaldıkları, kesinleşen mahkeme kararına göre kaza sebebiyle Dursun Aydemir’in %76 oranında malul kaldığı ve olayın meydana gelmesinde %75 kusurlu olduğu, hakkaniyet ilkesinin dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacılar M.. A.. için 30.000,00 TL, S.. A.. için 30.000,00 TL, A.. A.. için 15.000,00 TL manevi tazminatın 07/04/2003 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi) hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde, davacıların tren kazası sonucu malül olan yakını sebebiyle uğradıkları manevi zarar kapsamında hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özellikleri, olay tarihi, daha önce doğrudan cismani zarar gören kişi lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı dikkate alındığında yüksek olup, mahkemece daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.