YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7691
KARAR NO : 2013/22370
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2010/179-2012/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli “Saniter” markasının davalı şirket tarafından hem ticaret unvanında hem de duyuru, tabela ve ilanlarda kullanıldığını, bu suretle davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin müvekkilinin markalarına karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına ve meni ile refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinde yasaya ve usule uygun olarak tescil ettirmiş olduğu ticaret unvanını kullandığını, her iki şirketin hizmet verdiği müşteri çevresinin bilinçli tacirlerden oluştuğu düşünüldüğünde karıştırılma ve ilişkilendirme tehlikesinin olmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin maksat ve faaliyetlerinin farklı olduğunu ve birbirleriyle ilgilerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların markasal kullanımlarının esas unsurunun SANİTER ibaresi olduğu, davalının SANİTER POOL ARITMA şeklindeki kullanımında yer alan POOL ARITMA (havuz arıtma) ibaresinin yapılan işi tasvir eden bir yan unsur olduğunu, tüketici nezdinde taraf markaları arasında bağlantı olduğu intibaını uyandırarak karışıklığa sebebiyet vereceğinden marka hakkına tecavüz yönündeki davacı iddiasının yerinde olduğu ve davalı tarafın bu markayı davacıdan daha önce kullandığını ispat edecek nitelikte herhangi bir delil ibraz etmediği, ancak davacı şirketin dava dışı “Saniter Ticaret – …”a hitaben 17.03.2004 tarihinde “SANİTER TİCARET” isminin değiştirilmesi ihtarında bulunduğu, 16.09.2008 tarihli noterden çekilmiş ihtarnamesiyle de, davalı şirketin marka tescilinden doğan hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerine son vermesinin istendiği, bu ihtarı müteakip işbu davanın 20.08.2010 tarihinde açıldığı, bu suretle sessiz kalmak suretiyle hakkın kaybı ilkesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olup, mahkemece, davacının davalının kullanımına sessiz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için, karşı tarafın kullanımının bilindiği halde hareketsiz kalınması gerekir. Oysa somut uyuşmazlıkta davacı hem 2004 yılında hem de 2008 yılında çekmiş olduğu ihtarnameler ile markasının kullanılmamasını istediğine göre, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyecektir. Bu itibarla mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.