Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7693 E. 2014/6966 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7693
KARAR NO : 2014/6966
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : AKSARAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 30/11/2012
NUMARASI : 2011/240-2012/511

Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2012 tarih ve 2011/240-2012/511 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 37. sınıftaki hizmetlerde kullanılmak üzere 27/12/2006 tarihinde 2006/64486 marka numarası ile “ERİŞİM” ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, davalının, müvekkiline ait markayı, müvekkilinin izni ve onayı olmadan aynı emtia sınıfında haksız olarak kullandığını ve haksız kazanç temin ettiğini, bu durumu Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/27 Değişik iş dosyası üzerinden tespit ettirdiklerini, davalının bu kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, yine davalı eyleminin müvekkiline zarar verdiğini, davalının SGK ve maliyeye olan borçları nedeniyle müvekkilinin araçlarının haczedildiğini, davalının sürekli olarak uyarılmasına rağmen bu kullanımına kötü niyetli olarak devam ettiğini, davalının asıl amacının müvekkilinin haklı şöhretinden yararlanarak haksız kazanç sağlamak olduğunu ileri sürerek müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesi ile 50.000 TL manevi, 5.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın zamanaşımı süresi içerinde açılmadığını, müvekkili firmanın Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasına 01/02/2007 tarihinde kayıt olduğunu, firmanın faaliyet alanı ve konularının burada belirtildiğini, şirket yetkililerinin soy adlarının Eriş olduğunu, müvekkili firmanın unvanının da buna uygun olarak “Erişim” olarak belirlendiğini, müvekkilinin bu ismi tescil ettirmek için 2008 yılı itibariyle TPE’ye başvuruda bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin kötü niyetinden söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sadece Aksaray ili sınırları içerisinde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin marka başvurusunun 07. sınıftaki mal ve hizmetleri kapsadığını, davacı tarafın marka tescilinin ise 37. sınıfta olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten haberinin 2010/27 D.İş sayılı dosyası ile olduğunu, davacı tarafın müvekkili ile davacı şirket arasında bir bağlantı varmış gibi düşünülerek müvekkil şirketin haksız kazanç temin ettiğine yönelik iddiasının gerçekten uzak olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalı şirketin “ERİŞİM” unvanı ile asansör işleri yaptığı, davacı şirketin markayı 27/12/2006 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle Türk Patent Enstitüsü sicil kaydına tescil ettirdiği, her iki şirketin faaliyet alanının aynı olması, yapılan iş ve marka nedeniyle her iki firmanın karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle davalı tarafından, davacının marka hakkına tecavüz fiilinin sabit olduğu , davacı taraf her ne kadar isim benzerliği nedeniyle kendilerine ait araçların haczedildiğini ve bundan dolayı maddi zarar gördüğünü iddia etmiş ise de; maddi zararına ilişkin herhangi bir delili dosyaya sunamadığı, bu nedenle maddi tazminat talebinin yerinde görülmediği, manevi tazminat talebi yönünden ise, her iki şirketin farklı illerde faaliyet göstermesi, davalının Ticaret Odasına müracaat ederek davacı şirketin kurulmasından kısa bir süre sonra Ticaret Odasına kaydını yaptırması, faaliyet için gerekli yeterlilik belgelerini ilgili kurumlardan alması, marka ile davalı şirket sahiplerinin soy adları olan “Eriş” soy adının çağrışım yapması, unvanın bu sebeple oluşturulmuş olma ihtimalinin bulunması dikkate alındığında davalı şirketin kötü niyetli olarak hareket ettiği yönünde bir kanıya ulaşılamadığı, bu hususta, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterir herhangi bir delilin de davacı tarafça dosyaya sunulamadığı, bu sebeple manevi tazminat talebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne , davacının marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava; markaya tecavüzün men’i ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda markaya tecavüzün önlenmesine karar verilmiş ise de, yazılı gerekçe ile tazminat talebi reddedilmiştir. Dosya kapsamı itibariyle davalının, ticaret unvanındaki “ERİŞİM” ibaresini davacının faaliyet alanında marka olarak kullanmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiği sabittir. Davacının tazminat talebi 556 sayılı KHK’nın 62/b maddesine dayalı olup, markaya tecavüzün önlenmesine karar verildiği halde maddi-manevi tazminat talebinin reddi doğru bulunmamıştır. Bu itibarla, davacının tazminat talebinin 556 sayılı KHK’nın 66 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.