YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7845
KARAR NO : 2013/12404
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.05.2011 gün ve 2010/506-2011/195 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.01.2013 gün ve 2012/18587-2013/605 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’nun ve bu şahsın sevk ve idaresindeki … plakalı araçta muavin olarak görev yapan …’ün, müvekkilini 06/11/2008 tarihinde kasten darp ettiklerini ve müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, sözkonusu olay nedeniyle … 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2009/127 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, davalı şahısların mahkum olduğunu, davalı şirketin … plakalı aracın maliki-işleteni olduğunu ve olayda manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği ileri sürülerek, 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı… Nak. İnş. Gıda Maden. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin davalı şahısların şoför ve muavinliğini yaptığı aracın maliki olduğunu ve olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar … ve …, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, davalı-gerçek şahıslar yönünden bu şahısların, davacıya karşı kasten yaralama suçunu işlediklerinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, olayda manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği, talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun ve ödeme gücü ile de orantılı olduğu gerekçesiyle davalı-gerçek şahıslar yönünden davanın kabulüne, davalı şirket yönünden ise davalı şirketin davalı-gerçek şahısların çalıştığı otobüsün malik-işleteni olması dışında sorumluluğunu gerektirir bir ilgisinin bulunmadığı, davalı-gerçek şahısların kasti bir suça bağlı olarak sorumluluklarının sözkonusu olması karşısında BK madde 55 düzenlemesinin olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden husumet itirazının kabulü ile şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.01.2013 günlü ilamıyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek, davalılar aleyhine daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalılar yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasten yaralama suçu nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalıların işleteni, sürücüsü ve muavini oldukları otobüste yolculuk yaptığı sırada sürücü ve muavin olan davalı gerçek kişiler ile tartıştığı, otobüsten indirilerek başka bir araca bindirildiği, bindiği aracın da başka bir yöne gidecek olması nedeniyle o araçtan da indiği, bu sırada davalı gerçek kişilerin gelerek davacıyı dövdükleri, bu nedenle kasten yaralama suçundan mahkum oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı şirketin davalı gerçek şahısların çalıştığı otobüsün malik-işleteni olması dışında sorumluluğunu gerektirir bir ilgisinin bulunmadığı, davalı gerçek şahısların kasti bir suça bağlı olarak sorumluluklarının söz konusu olması nedeniyle BK madde 55 düzenlemesinin olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı şirket, davalı gerçek kişilerin sürücüsü ve muavini oldukları otobüsün işleteni olup, yolcu taşımacılığı yapmaktadır. Mülga TTK’nın 806. maddesinde taşıyıcının, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükellef olduğu belirtilmiştir. Yine aynı Kanun’un 782. maddesinde, taşıyıcının kullandığı kimselerin veya maiyetinde çalışanların kusurlarının kendi kusurları hükmünde olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin aracında yolculuk yapan davacıyı gideceği yere kadar sağ ve salim bir şekilde götürmekle yükümlü olduğu, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmeyerek yolcu olan davacının yolda indirildiği, sonrasında da davalı şirkette çalışan diğer davalılar tarafından dövülerek yaralandığı, bu suretle davalı şirketin aracında yolculuk yapan davacıyı gideceği yere sağ ve salim olarak götürme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek gerek taşıma sözleşmesinden gerekse yasadan kaynaklanan edim yükümüne aykırı davrandığı, bu nedenle mülga TTK’nın 806 ve 782. maddeleri uyarınca davalı şirket de davaya konu zarardan diğer davalılarla birlikte davacıya karşı sorumlu bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin de sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi yerinde görülmeyip, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın açıklanan yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Dairemizin 14.01.2013 günlü, 2012/18587 Esas-2013/605 Karar sayılı ilamına yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.