Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/7934 E. 2014/13658 K. 12.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7934
KARAR NO : 2014/13658
KARAR TARİHİ : 12.09.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 17/10/2012 tarih ve 2011/6-2012/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan Av. … ve davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin ile davalı … şirketi nezdinde sigorta ettirdiklerini, sigorta teminatı ve priminin olarak belirlendiğini, inşaatın bitiş tarihinin 31/12/1998, bakım bitiş tarihinin de 31/12/1999 olarak gösterildiğini, 12/01/1999 tanzim tarihli 19 nolu zeyilname ile 20.800.000 USD olan inşaat teminatının 25.990.000,00 USD’ye yükseltildiğini, aynı zeyilname ile inşaat işi bitiş tarihinin 31/12/1999’a, bakım teminat süresinin de 31/12/2000 tarihine kadar uzatıldığını, sigorta poliçesinde 10.000,00 USD olan doğal afetler muafiyetinin de 01/10/1997 tarihli 17 zeyilname ile 30.000,00 USD olarak değiştirildiğini, poliçenin özel şartlar bölümünün 3.maddesinde eksik sigorta kuralının uygulanmaması için poliçedeki tüm teminatların USD olarak sabitleneceği, hasar halinde hasar tarihindeki öviz satış kuru üzerinden hasar tutarının tespit edileceği ve sigorta tazminatının da ödeme tarihindeki döviz satış kuru üzerinden TL olarak ödeneceği ve 5. maddesinde de hasar anında eskalasyon ve bedel artışlarından kaynaklanan nedenlerle eksik sigorta -proporsiyon kuralının uygulanmayacağının kararlaştırıldığını, 19 ve 20 Şubat 1999 tarihlerinde meydana gelen deniz tahribatı sonucu imalatların hasar gördüğünü, sigorta şirketi tarafından görevlendirilen ekspertiz tarafından hasarın 270.964,20 TL olarak belirlendiğini, ancak bugüne kadar hiç bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 752.023,00 USD tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında kurulan sigorta ilişkisinde yükümlülükler tamamen yerine getirildikten ve poliçe süresi sona erdikten sonra davacıların müvekkiline müracaat ederek inşaat işlerinin 31/12/1998 tarihine kadar bitirilemediğini belirterek %29’luk artış yapılmasını talep ettiğini, müvekkili şirketin 25.990.000,00 USD üzerinden yeni bir teminat verdiğini, buna göre prim tahakkuku yapıldığını, davacıların primleri poliçe ve zeyilnamede belirtilen vadelerde ödemediğini, hasar ihbarı yapıldıktan sonra 19/07/1999 tarihinde peşinat ve ilk taksiti kapsayan bedel için aptıklarını, davacıların poliçe peşinat ve taksitlerini risk gerçekleştikten sonra ödemeleri nedeniyle dava konusu olay sırasında müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, davacıların poliçe son taksitini 30/09/1999 tarihine kadar ödememeleri nedeniyle 08/11/1999 tarihli ihtar ile sigorta poliçesinin müvekkili şirket tarafından feshedildiğini, olayın araştırılması için müvekkilince eksper tayin edilmesinin hasarın kabulü anlamına gelmediğini, hasarın birbirinden bağımsız lokasyonlarda ayrı ayrı oluştuğunu, bu nedenle muafiyet tenzilinin her bir bölüm için ayrı ayrı yapılması gerektiğini, eksik sigorta faktörünün dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre 19 nolu zeyilnamenin yeni bir sigorta poliçesi düzenlenmesi ya da taraflar arasında yeni bir sigorta ilişkisinin kurulması niteliğinde olmayıp, mevcut sigorta poliçesinde yer alan özel ve genel şartlara uygun olarak hazırlanan poliçedeki süre ve prim miktarında değişiklik yapan bir işlem olduğu, davalı tarafın savunmalarının aksine hasarın sözleşmedeki teminat süresinde ve kapsamında sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesinden önce gerçekleştiği, taraflar arasındaki poliçenin özel şartlarının 3. ve 5. maddelerine göre, eksik sigorta kuralının işletilmemesi için poliçedeki değerlerin USD olarak sabitlendiği, hasar anında eskalasyon ve bedel artışlarından kaynaklanan nedenlerle eksik sigorta kuralının uygulanmayacağının açık olduğu, poliçedeki bu düzenleme karşısında davalının eksik sigorta uygulamasının yapılması gerektiği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu hasara neden olan afet fırtına sebebiyle meydana gelen deniz kabarması olup sigorta konusu olan yol inşaatının değişik bölgelerinde aynı olay neticesinde meydana gelen zararlar olduğundan dolayı doğal afet sonucu birden çok hasarın varlığından söz edilemeyeceği, inşaatın farklı bölümlerinde oluşan zararlar toplamının hasarı oluşturduğu bu nedenle olayda uygulanması gereken muafiyet miktarının poliçede belirtildiği şekilde 30.000 USD tutarında olup zarara uğrayan her bir kısım için ayrı ayrı muafiyet miktarının uygulanmasının söz konusu olamayacağı, dava konusu yol inşaatının bitirilerek işveren konumunda olan teslimin yapıldığına ilişkin bir belge dosyaya sunulmadığı gibi aksine anılan kurumdan gelen cevabi yazıdan da inşaat imalatlarının olay tarihi itibari ile henüz bitirilmemiş olduğunun anlaşıldığı, dava konusu yol inşaatında oluşan toplam hasarın 523.258,43 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 523.258,43 USD tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı şirketlerin yapımını üstlendikleri yol inşaatının 17/06/1994- 31/12/1999 vadeli ile davalı … şirketi nezdinde sigorta …/…

ettirilmesinden sonra 12.01.1999 tarihinde düzenlenen başlıklı belgede yeni teklifname alınmaksızın ilk sigorta poliçesi olan nolu poliçeye atıf yapılarak anılan poliçedeki bilgilere yer verildiği ve sonra bu ilk poliçe kastedilerek “yukarıda tarih ve numarası yazılı poliçe teminat süresinin inşaat işleri bitiş tarihi 31/12/1998 tarihinden, 31/12/1999 tarihine kadar uzatılmıştır. Bakım teminat süresi de 31/12/1999-31/12/2000 tarihleri arasında devam edecektir. Proje kapsamındaki işlerde meydana gelen %29.95’lik artış nedeni ile sigorta bedeli 29.990,00 USD’ye ulaşmıştır” denildikten sonra da bu duruma göre sigortalıdan tahsili gereken fark primi ve teferruatı aşağıda gösterilmiştir” denilerek “süre uzatım priminin 10.816,00 USD karşılığı TL” olarak belirlenmiş olmasına ve taraflar arasında yapılan yazışmalarda da ilk poliçenin numarası ve bu poliçedeki başlangıç tarihi yazılarak süre uzatımından bahsedilmiş olmasına göre; 19 nolu zeyilnamenin yeni sigorta akdi niteliğinde olmayıp sigorta süresinin uzatılması, teminat miktarının ve bunlara bağlı olarak prim artışının belirlenmesi niteliğinde bulunmasına, sigorta süresinin uzatımına dair belgedeki primin zamanında ödenmemesi halinin sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayıp, sigortacıya, sigortalıdan bu primleri talep hakkı vereceğinden, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.113,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Sorun, somut olayda yeni bir sigorta sözleşmesininmi aktedildiği, yoksa mevcut sözleşmede değişikmi söz konusu olduğu noktasında toplanmaktadır. Bu sorun, tarafların iradeleri yorumlanarak ancak çözümlenir. Yorumda ise sözleşmenin değiştirilmesine veya yenilenmesine yol açan somut olayın hal ve şartları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Sigorta sözleşmesinin esaslı unsurlarında (sigortalı riziko/sigortalı nesne, sözleşmenin tarafları, sigorta bedeli, sigorta primi, sigorta süresi) değişikliğe gidilmiş olup olmadığı yapılacak değerlendirmede belirleyicidir. Ancak, sözleşmenin sadece bir unsurunda değişikliğe gidilmiş olması, yeni bir sigorta sözleşmesinin aktedilmiş olduğu, sonucunu mutlaka doğurmaz. Yukarıda zikredildiği üzere, mevcut olan hal ve şartların bir bütün olarak değerlendirilmesi zorunludur. Bakım devresi teminatı, esasen müteahhidin işverene karşı mali sorumluluk sigortası niteliğindedir. Müteahhidin veya onun emrinde çalışanların, inşaatın bitmiş; fakat henüz kesin kabulü yapılmamış kısımları ziyaretlerinde ve bu kısımlarda yapacakları ek çalışmalar esnasında verecekleri zarar veya ziyanı azami all risk sigortası bedeline veya önceden tespit edilmiş bir bedele kadar teminat altına alır. Şu halde, bu devrede poliçe all risks sigortası özelliğini yitirdiğinden sadece eksikliklerin tamamlanması sırasında ve bu faaliyetlerle sınırlı olarak müteahhit tarafından gerçekleştirilen zarar ve ziyanları güvence altına almaktadır. Şu halde, bakım devresindeki teminat kapsamı bu kadar sınırlı iken bu devreyi kapsayacak şekilde yeni bir inşaat sigortası yapılması, sigortanın tekrar müstakil sigorta sözleşmesine konu alabilecek riskleri all risks sigortası altında birleştirilerek teminatın ve sigortacının üstlendiği rizikonun genişlemesi anlamına gelir. Sigorta sözleşmelerinde bu şekilde bir değişiklik ise; yeni sözleşme kapsamına dahil edilen riziko müstakilen sigortalanabilir nitelikte ise, yeni bir sigorta sözleşmesinin akti söz konusu olur. Böyle bir durumda salt sözleşmenin değiştirilmesinden söz edilemez. Yeni bir sigorta sözleşmesinin varlığı karşısında sigortacı açısından sorumluluğun başlaması için ilk primin ödenmesi şarttır. Ilk prim ödenmedikçe sigortacının sorumluluğu başlamıyacaktır. (6762 TTK m. 1295/2; 6102 s. TTK m. 1421/1).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; inşaat süresinin, 30.12.1998 tarihinde sona erdiği ve bakım devresini başlattığı, 12.01.1999 tarihinde bakım devresi içinde inşaat all risks sigorta zeyilnamesi düzenlendiği, hasar ihbarı yapıldıktan sonra, peşinat ve ilk taksitin ödendiği göz önüne alındığında, 12.01.1999 tarihli inşaat all risks sigorta zeyilnamesinin yeni bir sigorta sözleşmesi olduğu, bu nedenle rizikodan sonra ilk primin ödenmesi karşısında, rizikonun teminat kapsamında olmadığı, davanın reddi gerektiği görüşünde olmam nedeniyle, yukarıda açıklanan çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.