Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/8053 E. 2014/13479 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8053
KARAR NO : 2014/13479
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 31/12/2012

NUMARASI : 2010/397-2012/889

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2012 tarih ve 2010/397-2012/889 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı H. M. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan H.M. vekili Av. A. K. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı H..V.’a taşınmaz satıldığını, taşınmaz bedeli olarak müvekkiline borçlusu davalı H.i M. olan, diğer davalı C. Y. tarafından tanzim edilen 36.000,00 TL’lik ve 9.500,00 TL’lik bonolar verildiğini, müvekkilinin alacağın tahsili için davalı H. M. hakkında başlattığı takiplerde borçlunun imzaya itirazı üzerine yapılan yetersiz imza incelemesiyle takiplerin iptaline karar verildiğini, senetlerdeki imzaların davalı H. M.’a ait olduğunu, yeniden imza incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL’nin faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle 36.000,00 TL meblağlı senet yönünden davalarını ıslah ettiklerini, 36.000,00 TL’nin tahsilini talep ettiklerini belirtmiştir.

Davalı C.Y., davacının dava dışı P. G.’e ait taşınmazı vekaleten diğer davalıya sattığını, kendisinin köy muhtarı olması nedeniyle dava konusu bonoyu düzenlediğini, davalı H.M.’ın dizinin üzerinde sol eliyle senedi imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı H.i M. vekili, dava konusu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili tarafından yapılan imza itirazları sonucu takiplerin iptal edildiğini, müvekkilinin davacıdan satın almış olduğu bir taşınmaz bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı C. Y. hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalı H.M. hakkındaki davanın kabulü ile 36.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı H. M vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mülga 1086 sayılı HUMK’nın 388. maddesi ve benzer düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Temyiz konusu yapılan mahkeme kararında “gerekçenin yukarıda açıklandığı” şeklinde ifade kullanılmış ise de, kararın hiçbir bölümünde gerekçeye rastlanmamıştır. Bu itibarla karar, mülga 1086 sayılı HUMK’nın 388. maddesinde ve 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Hamdi MAVİTAŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre davalı Hamdi MAVİTAŞ vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Hamdi Mavitaş’a iadesine, takdir olunan 1100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılardan Hamdi Mavitaş’a verilmesine, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.