Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/8443 E. 2014/2500 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8443
KARAR NO : 2014/2500
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2012
NUMARASI : 2011/406-2012/304

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2012 tarih ve 2011/406-2012/304 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.A. K. ile davalı vekili Av. E. D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın K. Şubesi nezdinde USD ve EURO hesabının sıfır bakiye verdiğini davalının 15.10.2003 tarihli yazısında belirtildiğini, oysa para çekilmesi talimatı vermediğini, banka çalışanı T. T. ve arkadaşları hakkındaki ceza davasına esas davalının soruşturma raporlarında, davacı ile Tuğba arasındaki akrabalık nedeniyle davacının şikayetinin değerlendirilmediğinin belirtildiğini, bu yaklaşımın doğru olmadığını ve davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.500 Euro ile 30.030 USD’nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının akrabası Tuğba ile işbirliği içinde olduğunu, sanık Tuğba’nın ceza davasında davacı ile ilgili ifadesinin henüz alınmadığını, dava sonucunun beklenilmesi gerektiğini, hesaplarda paraların davacı tarafından çekilip bakiyelerinin sıfırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.05.2010 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak dava konusu tüm aşamalarda davacının dava dışı banka çalışanı hakkında adli soruşturma başlamadan önce hesaplarında ortaya çıkan olağan dışı hesap hareketleri hakkında davalı banka ve/veya adli merciler nezdinde bir başvurusu bulunmadığı, davalı banka çalışanı Tuğba’nın davacının kendisine otomatik ödeme talimatları verdiği, davacının yurt dışından gelen döviz borçları ile ilgili kredi kartlarının ödemelerini de döviz hesaplarından yapıldığı yönündeki beyanı dikkate alındığında, dava konusu 29/11/2002 tarih ve 87 nolu “Mahsup Fişi” de A.. C.. Tanrıkulu’na atfen atılı imzanın A.. C.. Tanrıkulu’nun eli ürünü olduğu saptandığı, ayrıca davacının 1.500 Euro tutarındaki hesabının 22/10/2002 tarihinde davacının … YTL hesabına virman yapılarak alacak kaydedildiği ve bakiyesinin sıfırlandığı, davacının 33.030 USD … USD hesabının [-750 USD 21/07/2003 tarihinde 41 nolu fişle ödendiği/bu miktar hariç] muhtelif miktarlarda … 1 YTL hesabına virman yapılarak sıfırlandığı, bu işlemlerle davacının YTL hesabındaki hesap hareketlerinin davacının bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için kredi kartlarının müfredatları/dökümlerini hakkında yazılı açıklamada bulunmadığı gibi davacının hesaplardaki aktarımların kredi kartlarına yapılan ödeme mi yoksa tazmini gereken bir zarar mı olduğu yönünde bozma doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için gerekli bilirkişi ek ücretinin davacı tarafından belirlenen kesin sürede yatırılmadığı, bu durumda, davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre esastan karar verilmesi gerektiği kabul edildiği, 29/11/2002 tarih ve 87 nolu “Mahsup Fişi” nin davacı A.. C.. Tanrıkulu tarafından imzalanması, davacının 1.500 Euro tutarındaki hesabının 14/07/2003 tarihinde … sayılı Euro hesabına kaydedildiği; davacıya ait … USD nolu hesapta olması gereken ve 16.280 USD toplam tutarı oluşturan miktarın yaklaşık 1 yıllık süreçte 4 ayrı işlemle hesaptan çekildiği, 3 ayrı işlemin davacının YTL hesabına yapıldığı, davacının, yurt dışından geldikten sonra ve/veya belirli aralıklara/hiç olmazsa yıl sonlarında incelememesi ve hesap hareketlerini banka cüzdanına işletmemesi, fiili durum hakkında bilgi sahibi bulunmaması hayatın olağan akışına da aykırı bulunduğu, davacının, davalı tarafından tazmini gereken bir zararının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın 19.7.2012 tarihli raporu ile 29.11.2002 tarih ve 87 nolu Mahsup Fişinde davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olduğunun tesbit edilmiş olmasına göre davacı vekilinin bu yöne ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı nezdinde Euro ve USD hesaplarında bulunan paranın banka çalışanınca yapılan usulsüzlükler sonucu çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu dava konusu 29/11/2002 tarih ve 87 nolu “Mahsup Fişi” de davacı A.. C.. Tanrıkulu’na atfen atılı imzanın A.. C.. Tanrıkulu’nun eli ürünü olduğu saptandığı, ayrıca davacının 1.500 Euro tutarındaki hesabının 22/10/2002 tarihinde davacının … YTL hesabına virman yapılarak alacak kaydedildiği ve bakiyesinin sıfırlandığı, davacının 33.030-USD … USD hesabının [-750 USD 21/07/2003 tarihinde 41 nolu fişle ödendiği/bu miktar hariç] muhtelif miktarlarda … YTL hesabına virman yapılarak sıfırlandığı, bu işlemlerle davacının YTL hesabındaki hesap hareketlerinin davacının bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için kredi kartlarının müfredatları/dökümlerini hakkında yazılı açıklamada bulunmadığı gibi davacının hesaplardaki aktarımların kredi kartlarına yapılan ödeme mi yoksa tazmini gereken bir zarar mı olduğu yönünde bozma doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için gerekli bilirkişi ek ücretinin davacı tarafından belirlenen kesin sürede yatırılmadığı, bu durumda, davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre esastan karar verilmesi gerektiği, yine davacının, yurt dışından geldikten sonra ve/veya belirle aralıklara/hiç olmazsa yıl sonlarında incelememesi ve hesap hareketlerini banka cüzdanına işletmemesi, fiili durum hakkında bilgi sahibi bulunmaması hayatın olağan akışına da aykırı bulunduğu, davacının, davalı tarafından tazmini gereken bir zararının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davalı banka bu dosyadaki savunmalarında çalışanı T. T.’nun ceza davasındaki beyanına ve yine ödeme belgelerindeki imzanın davacıya ait olduğuna dayanarak davanın reddini talep etmiştir. Her ne kadar ceza dosyasında T. T., davacının kendisine otomatik ödeme talimatı verdiğini ve yurt dışından gelen döviz borçları ile ilgili kredi kartlarının ödemelerinin de döviz hesaplarından yaptığını savunmuş ise de, davalı banka 28.2.2001 tarihli yazısında, davacının kredi kartı ile kurum borçlarının ödenmesi konusunda herhangi bir otomatik ödeme talimatına rastlanılmadığı, döviz hesaplarından davacı adına kredi kartlarına veya döviz borçlarına herhangi bir ödeme de tesbit edilmediği ve ayrıca davacıya ait hesap ekstrelerinin de dosyaya sunulduğu belirtilmiştir. Davacı vekili de 24.1.2011 tarihli dilekçesi ile bozma kararında açıklanan hususlarda beyanda bulunmuştur. Bu durumda davacının döviz hesaplarında davacının iradesi dışında yapıldığı iddia edilen işlemlerin davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiğinin ispatı davalı bankada olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek 8.10.2012 tarihli ara kararı ile bozma doğrultusunda inceleme yapılması için gerekli bilirkişi ücretinin davacıya yüklenilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan davalı banka, davacının hesabından 29.11.2002 tarih ve 87 nolu Mahsup Fişi dışında yapılan ödemelerin davacıya yapıldığı konusunda bozma kararında belirtildiği üzere davalı banka çalışanın bir kısım evrakı yok etmesi nedeniyle ulaşamadıklarını beyan ederek bozma kararından sonra da belge sunamamıştır. O halde davalı bankanın ispat yükünü yerine getirememiş olduğunun kabulü gerekir. Davacı bankanın yazılı belge ile savunmasını kanıtlayamadığı göz önüne alındığında ve cevap dilekçesinde her türlü yasal delil ibaresi ile yemin deliline dayandığı da kabul edilerek, davacının davaya konu hesaplarında bulunan paraların davacıya ödenip ödenmediği yada kredi kartı borçlarına harcanıp harcanmadığı konusunda davacıya yemin teklif edip etmeyeceği hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.