Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/862 E. 2014/17130 K. 07.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/862
KARAR NO : 2014/17130
KARAR TARİHİ : 07.11.2014

Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ :(KAPATILAN) 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/04/2012 tarih ve 2011/84-2012/51 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/11/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından Toki’den…kısım 2. bölge, 296 konut yapım işinin üstlenildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından işveren mali sorumluluk poliçesi ile davacı şirketin T.C. sınırları içerisindeki inşaatlarındaki rizikoların sigortalandığını, müvekkilince söz konusu inşaat şantiyesinde meydana gelen kazada işçi…’in vefat ettiğini, bu nedenle davacı hakkında … 17. İş Mahkemesi’nin 2006/811 Esasına kayden dava açıldığını, davanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, anılan mahkemece verilen kararın …11. İcra Müdürlüğü’nün 2008/5802 E sayılı dosyası ile infaz edildiğini davacı yanca takip dosyasına 02.07.2009 tarihinde 39.425,00 TL ödendiğini, kaza nedeniyle ayrıca ölenlerin yakınlarına 20.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere 25.000,00 TL haricen ödendiğini, davalı sigorta şirketine yapılan ihbar sonrası 19.12.2005 tarihli yazı ile taleplerinin reddedildiğini, ret gerekçesinin yerinde olmadığını, zira işçiler ile ilgili SGK’ya işe giriş bildirgesi verilmese de işçilerin SSK’ya tabi olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen kazada sigortalının işyerinde taşeron firma olan …Lmt Şti’nin elemanı …’in vefat ettiğini, vefat eden işçi ile müvekkili şirket sigortalısı arasında hizmet akdi bulunmadığını, taşeronla işveren arasında akdedilen sözleşmeye göre işgüvenliğine ilişkin sorumluluğun taşerona ait olacağının kabul edildiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı şirkete atfı kabil kusur bulunmadığını, her türlü önlemi alma yükümlülüğünün vefat eden işçinin işvereni olan şirketin taahhütünde bulunduğunu, dava konusu olayın sigorta güvencesi dışında bulunduğunu, zira mali sorumluluk sigorta genel şartlarının birinci maddesine göre işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve sosyal sigortalılar kanuna tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edebilecek tazminat talepleri nedeniyle sigortacının sorumlu olduğunu, vefat eden işçinin 18 yaşının altında, çırak statüsünde bulunmayan ve SSK’ya bildirim yapılmaksızın kaçak çalıştırılan işçi konumunda olduğunu, yasa dışı keyfiyetin resmi mercilerden gizlenmeye çalışıldığını, vefat eden işçinin gerçek adının resmi makamlara önce farklı bildirildiğini, sonra gerçeğin anlaşıldığını, vefat eden işçinin inşaat sektöründe çalıştırılmak üzere iş sözleşmesi imzalanmasının yasal olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İş Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca 18 yaşını doldurmamış işçilerin yapı işlerinde çalıştırılmalarının yasak olduğu, davacı yanın yakınlarına tazminat ödediği …’in kaza tarihinde 17 yaşında olup, anılan hüküm uyarınca yapı işlerinde çalıştırılması yasak olan kişilerden olduğu, yasaya aykırı biçimde kaçak olarak çalıştırıldığı, adı geçenin SGK’ya tabi işçi sayılması durumunda kanunen yasak edilen bir fiilden doğan zararların kanunun açık hükmüne aykırı şekilde sözleşme ile güvence altına alınması gibi kanuna uygun olmayan bir sonucun çıkacağı, işveren mali mesuliyet sigortasının birinci maddesinde sosyal sigortalar kanununa tabi işçilerden söz edilmekte olduğu, teminatın kapsamının sigortalı sayılan işçiler veya işçiler şeklinde yer almadığı, kanunen yasaklanmış bir fiilin teminat altına alınamayacağı gözetildiğinde davacı talebinin teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sorumluluk sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili inşaat şirketi şirket tarafından konut yapım işinin üstlenildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından işveren mali sorumluluk poliçesi ile davacı şirketin inşaatlarındaki rizikolarının sigortalandığını, müvekkilince söz konusu inşaat şantiyesinde meydana gelen kazada bir işçinin yaşamını yitirdiğini, müvekkili hakkında açılan dava sonunda hüküm altına alınan tazminat tutarının icra marifetiyle müvekkilinden tahsil edildiğini ileri sürmüş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme ret gerekçesinde, İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler yönünden işverenin sigorta teminatı altında olduğu, “bu kanuna tabi sayılan” şeklinde bir anlatım ve tanımlama olmadığı bilgisine yer verilmişse de; davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibari ile yürürlükte bulunan 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesi, “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” hükmünü içermektedir. Aynı Yasa’nın 6. maddesi de “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden Sigortalı olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” şeklindedir. Bu hali ile yasa kapsamında Kanuna tabi ya da Kanuna tabi sayılan şeklinde bir ayrım olmadığı gibi, değinilen madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, işçinin Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olması için işveren tarafından çalıştırılması yeterlidir. Bu durumda, mahkemece açıklandığı şekilde gerekçeye yer verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, kararda ölen işçinin kaçak olarak ve yasak işler kapsamında çalıştırıldığı, bu hali ile kanunda yasak edilmiş ve ahlaka aykırı olan fiilinden doğabilecek bir zarara karşı sigorta yapılamayacağı, kanunen yasaklanmış bir fiilin teminat altına alınamayacağına yer verilmişse de; kaza tarihinde yürürlükte olan 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 71. maddesinde, 18 yaşını doldurmamış çocukların yasak işlerde çalıştırılamayacağı belirtilmiş ve bu hususun yönetmelikle düzenleneceği hükmü getirilmiştir. Bu kapsamda, kaza tarihi öncesinde Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile birlikte Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği yürürlüğe girmiş, 18 yaşın altındaki işçilerin çalışabileceği ve çalışamayacağı işler listeler halinde tanımlanmıştır. Buna karşın, mahkemece değinilen hususlar üzerinde durulmadığı gibi, uyuşmazlık konusu ile ilgisi olmayan İş Kanunu’nun 74. maddesinden bahisle ölen işçinin yasak olan bir iş kolunda çalıştığından söz edilmiştir. Bu durumda, mahkemece öncelikle ölen işçinin en son hangi işi yaptığı belirlendikten sonra, gerekirse sosyal güvenlik ve iş güvenliği uzmanlarının da aralarında bulunduğu bir heyetten rapor alındıktan sonra ve ölen işçinin poliçede ismi yazılmaksızın sayısı belirtilmekle
yetinilen 220 işçi arasında olmadığına ilişkin iddiadaki ispat külfetinin de davalıda olduğu değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmek gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.