Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/906 E. 2014/7688 K. 18.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/906
KARAR NO : 2014/7688
KARAR TARİHİ : 18.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2012
NUMARASI : 2011/242-2012/117

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.05.2012 tarih ve 2011/242-2012/117 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.04.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. M. T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın kaynak ihtiyacı olmadığı halde Türk Ticaret Bankası’ndan 19/11/1996, 19/12/1996, 20/12/1996, 17/02/1997 tarihlerinde piyasa şartlarının çok üstünde faiz oranları ile depo alınması nedeni ile uğranılan zararın ve sorumluların tespitine ilişkin soruşturma raporu hazırlandığını, hazırlanan raporda Türk Ticaret Bankası’ndan alınan deponun %58,75 TL’lik kısmının disponibilite fazlası olarak atıl kalması, kalan %41,25’lik kısmının da maliyetin altında düşük faiz oranlarından depo verilmek sureti ile plase edilmesi nedeni ile uğranılan zararın 20/05/1997 tarihi itibari ile 1.007.311.739.849 TL olduğunun anlaşıldığını, zararın sebeplerinin ise fon yönetimi müdürlüğünce gerek 1. gerekse 2.piyasalarda yapılan depo alınması ve depo verilmesi işlemlerinde yılın 360 günü olarak alınması teamül iken söz konusu depoların alımındaki faiz hesaplamasının 365 gün olarak alındığının belirlendiğini, söz konusu depoların bankalarına maliyetinin 4.021.479.452.055 TL olduğunu, bu dönemlerde verilen depolardan toplam 1.630.493.547.786 TL faiz geliri elde edildiğini, disponibilite fazlası olarak T.C.M.B’ndaki serbest tevdiat hesaplarında atıl kalan tutarlara faiz verilmediğinden herhangi bir getirinin elde edilemediğini, bu tarihler arasında satın aldırılan DİBS’nin getirilerinin esas alınıp disponibilite fazlası olarak T.C.M.B’nda DİBS olarak tutulan hesaplarda atıl kalan tutarların ortalama %65,64 faiz oranı ile değerlendirildiği varsayımı ile 1.679.417.973.116 TL getiri sağladığı düşünülerek bu miktarlar bir arada değerlendirildiğinde 1.007.311.739.849 TL zarar oluştuğunun ortaya çıktığı, depoların alımı ile ilgili işlemlere ilişkin Ticket’lerde davalıların imzasının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili bankanın zarar miktarı olan 1.007.311.739.849 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka kaynak açığının kapatılmasında kullanılmasında bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve bankanın zarar iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yönetim kurulu başkanı, üyesi ve kaynak yönetim daire başkanı olarak görev yapan davalıların görev yaptıkları süre içinde davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiası ile açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dosya içinde mevcut bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında davacı zararının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de karar gerekçesinde, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka kaynak açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve bankanın zarar iddiasının kanıtlanamadığı hususlarına yer verilmişse de gerek iddianın ileri sürülüş biçimi gerekse görüşüne başvurulan bilirkişiler tarafından hazırlanan rapor itibari ile davacıların sebep olduğu ileri sürülen zararın dayanaklarının ne olduğu ve davacılar tarafından alındığı ileri sürülen deponun bankacılık işlemleri yönünden mahiyeti anlaşılabilir şekilde ortaya konularak tartışılmış değildir. Davacı tarafça, zarar iddiasına dayanak olarak müfettiş raporundaki tespitlerin gösterildiği, dava ve beyan dilekçelerinde davacı zararının ne şekilde oluştuğuna dair bilgiye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafça sunulan temyiz dilekçesinde, söz konusu zarara yönelik olarak, bilirkişiler tarafından davacı bankaya ait gerekli bilgi ve belgeler istendikten sonra tespit yapılabileceği hususuna değinilmiştir. Buna karşın alınan bilirkişi raporunda, davacılar tarafından meydana getirildiği iddia edilen zararın kaynak ve sebebinin belirtilmediği, söz konusu işlemin nitelik, mahiyet ve dayanaklarına yer verilmediği, bu hali ile uzmanlığı gerektiren teknik bir konu olmasına karşın rapor içeriğinin tutarlılık denetiminin yapılamadığı, bir başka anlatımla raporun kanaat oluşumu yönünden sonuç ifade etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı taraftan zarar iddiasının dayanakları sorulup, kalem kalem belirlendikten sonra, davacılar tarafından yapıldığı iddia olunan depo işleminin niteliğinin ne olduğu, ne miktarda depo işlemi yapıldığı, varsa davacı zararını oluşturan koşulların neler olduğu hususları, denetime elverişli şekilde tanzim edilecek bilirkişi raporu kapsamında tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre hüküm kurulması gerekirken, içerik denetimi yapılamayan bilirkişi raporu kapsamında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 18.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.