Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/9319 E. 2013/22674 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9319
KARAR NO : 2013/22674
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2012 tarih ve 2010/360-2012/502 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Ordu Şubesi’ndeki 63471026 numaralı hesabın sahibi olduğu, davalı Bankanın yönlendirmesi üzerine internet bankacılığı sisteminin açıldığını ve dava konusu olay tarihine kadar işlemler yapıldığını, internet bankacılığı işlemleri ile toplamda 20.300,00 TL’nin çıkmış olduğunu ve bunun 2.246,36 TL’sinin bankanın girişimleri neticesinde müvekkile iade edilmiş olduğunu, hesap hareketleri incelendiğinde işlemlerin kısa zaman aralıklarında ve aynı İ.P. Numarası kullanılarak yapıldığını, müvekkil şirketin hesaplarında yapılan bu çıkışlarda davalı Bankanın ihmal ve kusuru bulunduğunu, bilgisayar korsanlığı yoluyla işlemler yapılmasına önleme yolunda gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerini almayarak müvekkilinin ekonomik zararına sebebiyet verdiğini iddia ederek, 18.053,64 TL’nin olay tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat banka faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin dava konusu EFT işlemlerini 10-11 Ekim 2007 tarihinde gerçekleştiğini, 3 yıl geçtikten sonra açılmış bulunan davada taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının internet üzerinden yapmış olduğu işlemlerin banka personeli tarafından görülmesinin mümkün olmadığını, işlemlerin müşteri tarafından kendisinin belirlediği ve başka hiçbir kimseye söylememesi gereken parola veya işlem şifresi ile yapıldığını, müvekkili bankanın davacı da dahil olmak üzere internet aracılığıyla bankacılık işlemi yapan müşterilerine kendi resmi internet sitesi üzerinden güvenlik uyarılarında bulunmakta olduğunu, müşterilerin internet üzerinden işlem yapmadan önce hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiğine dair uyarılardan yararlanılması gerektiğini ve davacının banka ile imzalamış olduğu sözleşme uyarınca parola ve şifrelerin gizliliği konusunda sorumluluğun tamamen davacı müşteriye ait olduğunu, davacının banka ile imzalamış olduğu sözleşme hükümlerine uymadığını ve kendi bilgisayarını güvenli hale getirmediğini, bu nedenle doğabilecek tüm risklerden bizzat davacı tarafın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Bankanın internet bankacılığı güvenlik uygulamaları adlı belgede akıllı sms’nin mayıs 2008 de uygulamaya alındığından söz ettiği, dava konusu olayın ise 10/10/2007 ve 11/10/2007 tarihlerinde gerçekleştiği, ispat yükünün davalı bankaya ait olduğu, olay tarihinde akıllı sms uygulaması olsa dahi dolandırıcılığın her halukarda gerçekleşeceği hususunun davalı Bankaca ispatlaması gerektiği, ispat vasıtalarının somut olarak ortaya koyması gerektiği, bu olayda internet bankacılığı işlemlerini yaparken şifresel bilgilerini kötü niyetli kişilere ifşa ettiğini kanıtlaması gerektiği, aksi takdir de davacının zararından sorumlu olduğu, davalı Bankanın ekstra güvenlik hizmetlerinin kullanımını müşterilerin insiyatifine bıraktığı, halbuki müşterilere ekstra güvenlik hizmetlerinin dayatılması gerektiği bu nedenle davalı Bankanın olayda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 965,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.