YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9784
KARAR NO : 2014/2399
KARAR TARİHİ : 12.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2013
NUMARASI : 2011/188-2013/75
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/03/2013 tarih ve 2011/188-2013/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin herhangi bir talimatı olmaksızın davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından usulsüz para çekildiğini ve hesabının boşaltıldığını, davalı banka tarafından müvekkilinin uğramış olduğu zararın en kısa sürede giderileceği bildirdiği halde zararının tazmin edilmediğini, davacının hesabına 150.000 USD ve 338.200,00 TL yatırdığını, toplam 72.500,00 TL para çekme işlemi yapıldığını, başkaca para çekilmediğini ileri sürerek, davacının hesabından hukuka aykırı olarak çekilen 490.700,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka nezdinde bulunan hesaptan yapılan tüm işlemlerin davacının bilgi ve onayı dahilinde yapıldığını, davalı bankaya atfedilecek ve sorumluluğu gerektirecek bir olgu bulunmadığını, hesaptan usulsüz havale işlemini gerçekleştiren görevli personelin davacının kardeşinin eşi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının talimatı olmaksızın banka çalışanı M. Ş. tarafından 275.000,00 TL’nin M. A.’a havale edilen işlem miktarının tamamından davalı bankanın sorumlu bulunduğu, geri kalan 215.700 TL’sinden ise yine davalı bankanın sorumluluğu bulunmakla birlikte BDDK raporuna göre S.. Ş..’in M. Ş. -İ.. Ş.. çiftinin zaman zaman İstanbul’a kendisini ziyarete geldiklerini, bu ziyaretler esnasında kişisel bilgisayarına girip e-posta adresinden işlem talimatları göndermiş olabileceklerini, zira daha sonra yaptığı incelemede gönderilmiş e-posta kutusunda (sentbox) banka hesabındaki işlemlere ait talimatları tespit ettiğini beyan ettiği, S.. Ş..’in kabul ettiği üç adet EFT işleminden ikisine ilişkin talimatların da bu elektronik posta adresinden geldiğinin anlaşıldığı, elektronik posta adreslerinin kişilere özgülenmiş olduğu, şifrenin 3. kişilerce bilinmesinin mümkün olmadığı, şifre ve bilgilerin korunmasının kişinin sorumluluğunda olduğu, M. Ş., davacının erkek kardeşinin eşi olup yakın akrabalık ilişkisi bulunduğu, davacının bu kısma ilişkin takdiren %50 oranında müterafik kusurlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 382.850,00 TL’nin 20.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı Banka çalışanının haksız eylemi sebebiyle davacının hesabından çekilen veya üçüncü kişinin hesabına aktarılan paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, dava konusu edilen 215.700,00 TL’lik kısım için yine davalı Banka’nın sorumlu bulunduğuna, ancak davacının bu kısma ilişkin takdiren %50 oranında kusurlu olacağına yer verilmişse de gerçekleştirilen işlemlerin davacı tarafından elektronik posta talimatlarına istinaden yapıldığının ispatı zımnında yeterli araştırma ve incelemenin yapıldığı söylenemez. Dosya içerisinde yer alan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli 2010/400 Esas 2012/400 Karar sayılı ilamı ile davalı Banka çalışanı Metanet Şimşek ile dava dışı Mehmet Ayhan’ın üzerlerine atılı nitelikli zimmet suçunu birlikte işledikleri sabit olduğundan 5411 Sayılı Yasa’nın 160/2. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş, karar gerekçesinde eldeki davada belirlenen miktarlardan farklı olarak Sadettin Şimşek hesabından suistimal edilen 510.400,00 TL’nin sanıklar Metanet Şimşek ve Mehmet Ayhan’ın işbirliği halinde zimmetlerine geçirdiklerinin anlaşıldığı bildirilmiştir. Yine, BDDK raporunda davacının elektronik posta adresinden davalı Banka çalışanının bilgisayarına gönderildiği bildirilen e-postaların banka tarafından banka çalışanının ayrılması nedeniyle silindiğinin, söz konusu e-postalara teknik olarak ulaşılmasının mümkün olmadığının ifade edildiği, ekiplerince Siteler Şubesi nezdinde yürütülen incelemeler kapsamında M. Ş.’in bilgisayarının Genel Müdürlük Bilgi İşlem birimi personeli ve şube personeliyle kullanıma açıldığı, bilgisayar üzerinde yapılan incelemede M. Ş.’e ait bazı e-postaların arşivlenmiş olduğu, söz konusu e-postalarda davacı S.. Ş..’ten gelen mesajların da bulunmasına rağmen bunların rapor konusu işlemleri kapsamadığı belirtilmiştir. Bu suretle; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de incelenmek suretiyle, yukarıda bahsedilen ceza dosyası getirtilip ceza dosyasındaki saptamaların nazara alınması, banka teftiş ve BDDK raporlarındaki dava konusu edilen 215.700,00 TL’lik kısım için davacı tarafından elektronik posta talimatının verilip verilmediği hususundaki değerlendirme ve tespitlerin belirlenmesi, böylece davacı tarafından dava konusu 215.700,00 TL’lik kısım için elektronik posta talimatı verilip verilmediği, bu kısma ilişkin yapılan işlemlerde davacının elektronik posta adresinin davacının bilgisi dışında davalı Banka çalışanınca kullanılarak işlem yapılıp yapılmadığı, sonuçta bu kısma yönelik bankacılık işlemlerinde davacının kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, ceza dosyasında yer alan saptamalar, banka teftiş ve BDDK raporları incelenip değerlendirilmeden davacının dava konusu edilen 215.700,00 TL’lik kısım için %50 oranında kusurlu bulunduğunun kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 19.614,35 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.