YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9819
KARAR NO : 2014/13668
KARAR TARİHİ : 12.09.2014
MAHKEMESİ : ADANA(KAPATILAN) 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/02/2013
NUMARASI : 2011/321-2013/41
Taraflar arasında görülen davada Adana(kapatılan) 3. Asliye TicMahkemesi’nce verilen 15/02/2013 tarih ve 2011/321-2013/41 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. Y.. ile davalı vekili Av. B.. U.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında sermaye piyasası araçları alım satımına ilişkin aracılık sözleşmesi düzenlendiğini, davacının değişik tarihlerde davalı şirkete toplam 40.000 TL para yatırdığını, bu hususun Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/142 E – 2008/62 K sayılı dosyası ile sabit olduğunu, davalı çalışanı E. D.’un davacı adına dilekçeler yazarak belirli kişilere havale yapmak suretiyle davacının paralarını mal edindiğini, davalı şirketin BK 99/II ve 100. maddesi gereğince istihdam ettiği kişinin verdiği zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000 TL’nin 15.08.2002 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının 40.000 TL para yatırdığı yönündeki beyanının soyut olduğunu, davacının hesabından sürekli haberdar olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin konusunu, aracı kurum olarak tanımlanan davalı şirketiçe sözleşmede belirlenen şartlara göre her işlemde uyulması kurallara uyulmak suretiyle davacı adına sermaye piyasası aracının alınıp satılmasına aracılık edilmesi ve bu iş karşılığında aracı kuruma ücret ödenmesinin oluşturduğu, bu tavsife göre BK 416, 427 ve 386. maddeleri gereğince komisyon ve vekalet hükümlerine tabi olduğu, davalının kendi edimini yerine getirirken istihdam ettiği veya görevlendirdiği bir başka kişinin müşteriye verdiği zarardan BK 390 ve 391. maddeleri gereğince sorumlu olduğu, BK. 126/b.4 maddesi gereğince vekalet ve komisyon akdinden doğan davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davalının çalışanı Ebru Demirok’un eyleminin aynı zamanda eylem tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK 503, 504 ve 2499 sayılı SPK 47. maddesindeki suç tipine uygun düştüğü, 765 sayılı TCK’da bu suçlar için 5 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, iddianamenin 18.09.2003 tarihinde tanzim edilmesi dikkate alındığında ceza zamanaşımı yönünden de talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki sermaye piyasası aracılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir. Ancak davacı, dava dilekçesinde taraflar arasında yapılmış olan sözleşmeye ve buna bağlı olarak davalı çalışanının eylemi neticesinde oluşan zarara değinmiş olup, bu hali ile davalı şirketin sorumluluğunun temellerini dava ve işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 100. maddesi oluşturmaktadır. Borçlar Kanununun 100. maddesi, akdi sorumlulukda uygulama alanı bulur. Bu kapsamda, davada zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca 10 yıl olduğundan, davanın zamanında açıldığı göz önüne alınmak suretiyle, işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, zamanaşımından ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.