YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10005
KARAR NO : 2015/6793
KARAR TARİHİ : 12.05.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2012/267-2014/80 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av…., davalı vekili Av. … ve ihbar olunan vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili …’un davalı bankanın …. Şubesi’nde mevduat hesaplarının bulunduğunu, diğer davacının ise bir kısım birikimlerini teyzesi olan …’un hesaplarında değerlendirdiğini, bu kapsamda dava öncesinde davacılar arasında temlik sözleşmesi düzenlendiğini, davalı banka servis yetkilisi olan …’nun çeşitli yöntemlerle müşteriler nezdinde sağladığı güveni ve bankanın kendisine verdiği yetki ve görevi kötüye kullanarak davacı, davacının eşi ve çok sayıda davalı bankanın … Şubesinin diğer mevduat sahiplerinin hesaplarını usulsüz şekilde boşaltıp zimmetine geçirdiğini, servis yetkilisi …’nun emekli olması üzerine olayın ortaya çıktığını, davacı ve diğer mevduat sahiplerinin bankaya başvurduklarını, davacı müvekkili ile eşinin aynı zamanda .. Nöbetçi Cumhuriye Başsavcılığı’na şikayette bulunduklarını ileri sürerek, davacı …’a ait olan ve teyzesi …’un vadeli mevduat hesabında bulunması gereken ana para tutarının 15.250 USD’nin vadeli döviz hesabının bozulduğu tarihten itibaren hesaplanacak vadeli döviz hesabı faizi ile 3,740 TL’nin bu tutarın hesap açılış tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davacı …’e, 4.074,73 EURO’nun vadeli hesabın bozulduğu tarihten itibaren hesaplanacak vadeli mevduat hesabı ile birlikte davacı A.. B..’a ödenmesine, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacı …’a, yine 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı …’e ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacı…’un diğer davacı … …’e …. Bankası … Şubesi’nde bulunan ABD ve Türk Lirası hesaplarının temlik edildiği, ayrıca bu hesaplar sebebiyle dava açmak üzere kendisine muvafakatname verildiği, davacı …’un EURO, USD ve TL olarak hesaplarının davalı banka şubesinde bulunduğu ve bu hesapların emekli banka çalışanı … tarafından müşterilerinin haberi ve rızası olmadan görevini kötüye kullanarak bir takım hileli yöntemlerle rızası dışında hesaplarını boşaltıp zimmetine geçirmiş olduğu, bu haliyle adam çalıştıran bankanın sorumluluğunun müteselsilen bulunduğu, bir güven kurumu olan bankanın bu olay sebebiyle sorumluluğunun olduğu, dinlenilen tanık anlatımları ile davacı …’un ve diğer temlik alan davacı …’in olay sebebiyle üzüntüye gark oldukları, büyük ekonomik sıkıntı ve manevi acı duydukları, başkalarından borç para almak zorunda kaldıkları, olay sebebiyle …’in antidepresif ilaçlar kullanmak zorunda kaldığı, manevi tazminat yönündeki taleplerin zenginleşme aracı olmadıkları yönündeki yerleşik Yargıtay içtihat örnekleri de göz önünde bulundurularak kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat yönündeki taleplerinin kabulü ile; 4.074,43 Euro’nun son hesap hareketi tarihi olan 30.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek vadeli döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faizle birlikte davalıdan alınarak davacı …’a ödenmesine, 14.773,00 USD’nin son hesap hareket tarihi olan 14.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek vadeli döviz mevduat hesaplarına bankalarca uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı …’e ödenmesine, 3.740,00 TL’nin hesap açılış tarihi olan 21.06.2010 tarihinden itibaren bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı …’e ödenmesine, davacıların istemiş olduğu manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 5.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, davacıların davalı banka bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında banka personeli tarafından usulsüz çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda haksız eylem esasen davalı bankaya karşı işlenmiştir. Somut olayın oluş biçiminde, TMK’nın 24. maddesi anlamında davacıların doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK’nın 49. maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmadığından mahkemece, manevi tazminata ilişkin istemin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3 – Öte yandan davacı … lehine hükmedilen 3.740 TL’ye uygulanan faizin paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren başlatılması gerekirken, hesabın açıldığı tarihten itibaren faiz uygulanması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.