YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10067
KARAR NO : 2014/14463
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 29/05/2012 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin maliki olduğu taşınmazın şirket yetkilisi dava dış tarafından, abisinin damadı olan davalı …’e 45.000,00 TL bedelle 15/12/2009 günü satış muamelesi yapıldığını, alıcı adına vekil sıfatı ile satıcı şirket yetkilisinin kardeşi iştirak ettiğini, ortada gerçek bir satışın bulunmadığını, kardeşlerin muvazaalı işleminin olduğunu, oysa tek başına imza yetkisinin 07/12/2009 gün 28 nolu yönetim kurulu kararı ile kaldırıldığını, şirket denetçisinin hakkında temsil yetkisini kötüye kullandığına ilişkin raporunun da 19/08/2009 tarihinde tebliğ edildiğini, gayrimenkul satış bedelinin gerçek değerin 1/40’ı bile olmadığını, zaten bu bedelinde hiçbir zaman şirkete ödenmediğini, davalının ücret mukabili pazarlama işlerini yürüten satıcının kardeşi damadı olup mali gücünün bu akdi gerçekleştirmeye elverişli olmadığını, bu şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, muvazaalı olan satışın iptali ile taşınmazın müvekkili şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz vekil tarafından açıldığını, vekilin şirket yetkilisi tarafından azledildiğini, gerçek şirket yetkilisinin de 27/01/2010 tarihli dilekçesi ile davadan vazgeçtiğini, satım işlemine müvekkilinin bizzat iştirak ettiğini, satış işlemi yapan tek başına imza yetkisinin 07/12/2009 gün ve 28 no.lu yönetim kurulu kararı ile kaldırıldığını, ancak kararın ticaret siciline tescil ve ilan edilmediğini, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, davaya konu taşınmazın bedelini banka kanalı ile davacı şirkete ödediğini, müvekkilinin ayrıca kullanılan kredi karşılığı olarak da 218.713,00TL ödeme yaptığını, müvekkilinin şirket yetkililerinin kendi içindeki anlaşmazlıklarını bilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, muvaaza olgusunun sabit kabul edilebilmesi için, objektif ve subjektif unsurların birarada bulunmasının gerektiği, iptali talep edilen satış işlemine konu taşınmazın, satış tarihi itibariyle değerinin 653.437,00TL, resim senette gösterilen değerinin ise 45.000,00 TL olduğu, her iki bedel arasında aşırı bir oransızlık bulunması nedeni ile objektif unsurun bulunduğu, alıcı sıfatı ile davaya konu satışa iştirak eden davalının davacı ile
akrabalığına ilişkin dosyada mevcut nüfus kayıtları ve özellikle taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı olduğunun tapu kaydından anlaşılabildiği, akrabalık ilişkisi olmasa dahi üçüncü bir şahsın şirket ünvanının ”Yem” ibaresi üzerine kurulu olduğunu ve satışa konu şeyinde yem fabrikası olduğunu, tasarrufa konu taşınmazın şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati öneme haiz olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı, şirketin faaliyetine son verecek nitelikteki işlemlerin yönetici tarafından tek başına gerçekleştirebilecek işlemlerden olmadığının da bilinebilmesi için özel bir araştırmaya gerek bulunmadığı, davalının ekonomik ve sosyal durumunun fabrika binası bulunan araziyi almaya elverişli olmadığının da sabit olduğu, hususları hep birlikte nazara alındığında, muvazaanın koşullarından olan subjektif unsurun da gerçekleştiği, davaya konu iptali talep edilen satış sözleşmesinin şirket ortaklarından ve şirket alacaklılarından mal kaçırma amacını taşıyan bağış işlemi olup resmi şekil şartlarına uygun olmadığı, görünürdeki işlemin ise tarafların gerçek iradesine uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile; adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.405,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.