Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10185 E. 2015/7121 K. 26.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10185
KARAR NO : 2015/7121
KARAR TARİHİ : 26.05.2015

MAHKEMESİ : ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada . Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2014 tarih ve 2009/131-2014/51 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.05.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılardan …. vekili Av…. ve diğer davalı … vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilince tasarlanıp dava dışı…. tarafından …’daki…projesinde kullanılan aydınlatma armatürlerinin müvekkilince 16.04.2009 tarih … no ile tescil başvurusu yapıldığını, kanal projesinin ikinci etabının ihalesinin davalı… tarafından alındığını, bu şirket tarafından sokak lambası aydınlatma armatürleri işinin davalı …’a verildiğini, davalı … tarafından müvekkilinin kalıpları yatırdığı firmadan kalıp örneklerinin kendisine haber verilmeden izinsiz alındığını ve müvekkiline ait tasarımın izinsiz üretilip satışının yapıldığını, ….’nın 2009/7029 soruşturma sayılı dosyasında davalı …’ın işyerinde kolluk kuvvetlerince arama ve elkoyma yapılıp tutanak tutulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin tasarımına tecavüz yarattığını ileri sürerek, tasarıma tecavüzün tespiti, tecavüz fillerinin durdurulması, tecavüz konusu ürünlere el konulup toplatılmasını talep etmiş, 24.03.2011 tarihli dilekçesi ile davalıların müvekkilinin 2009/01799 nolu çoklu tasarım tescil belgesine konu 6.1 nolu sokak lambası tasarımını izinsiz kullandıklarını belirtmiş, birleşen davada aynı nedenlerle 25.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, bütünleştirilmemiş çeşitli parçaların bütünlük arzetmeyen görsellerinin tescilli tasarımlar ile yapılacak olan bir karşılaştırmaya elverişli olmadığı, savcılık dosyasında armatürlere ayırt edicilik katan lambaları içeren üst bölgelere ilişkin olan ve bölgesel bir bütünlük sergileyebilecek derecede yeterli miktarda görselin mevcut olmadığı, hazırlık soruşturmasında yediemine teslim edilen parçaların iade edildiği, mevcut görseller ile davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile temyiz edenin sıfatı ve temyizin kapsamına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl dava, davacıya ait tescilli tasarıma davalıların tecavüzünün tespiti, tecavüz fiillerinin durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, birleşen dava ise maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş olup kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ise de hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ….’nin 3/2. maddesi “(2) müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi uyarınca ret sebebi aynı olan davalılar yararına asıl dava için tek, birleşen dava için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davaya yönelik hüküm fıkrasının “davalı…..’a ayrı ayrı vekalet ücreti taktir eden kısmının” hüküm fıkrasından tümden çıkarılarak yerine “kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına …’nin 3/2. maddesi uyarınca 2.200 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara ödenmesine” ibaresinin eklenmesine, yine kararın birleşen davaya yönelik hüküm fıkrasının “davalı…..ve davalı …-…’a ayrı ayrı vekalet ücreti taktir eden kısmının” hüküm fıkrasından tümden çıkarılarak yerine “kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına…’nin 3/2. maddesi uyarınca 2.200 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara ödenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, 554 sayılı Tasarım KHK’nın 48 vd. maddeleri uyarınca tescilli tasarımdan doğan hakka tecavüzün durdurulması, tecavüz konusu ürünlerin toplatılması ve imhası istemlerine ilişkindir.

2- Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 2009/01799 sayılı “aydınlatma direği” tasarımının davalılarca, müvekkilinden izinsiz olarak üretilerek piyasaya sürüldüğünü, eylemin aynı zamanda
suç teşkil etmesi sebebiyle davalılar hakkında …C.Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek, Savcılık tarafından yapılan arama ve el koyma sırasında ele geçirilen ürünlerin fotoğraflarını da delil olarak dosyaya sunmuştur.

3- 554 sayılı KHK’nın 48/1 (a) maddesi uyarınca, tasarımın aynısını veya belirgin ölçüde benzerini yapmak, üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme kapsamında teklif sunmak, kullanmak, ithal etmek ve bu amaçlarla depoda bulundurmak veya elde bulundurmak eylemleri tescilli tasarımdan doğan hakkın ihlali olarak gösterilmiştir. 554 sayılı KHK’nın 51.maddesi uyarınca, tazminat yükümlüsü tasarımın kullanımı ile ilgili belgeleri tasarım hakkı sahibine vermekle yükümlü kılınmıştır.

4- Somut olayda, davalı … tarafından, tasarım konusu ürünlerin izinsiz olarak üretildiği iddiasıyla …C.Savcılığı tarafından başlatılan hazırlık soruşturması kapsamında davalının işyerinde yapılan arama sırasında, davacı tarafın tasarımını ihlal ettiği ileri sürülen aydınlatma direğinin parçaları ele geçirilmiştir. 28.09.2009 tarihli arama ve el koyma tutanağında, tasarıma konu aydınlatma direği parçalarının, davalı işyerine ait … plaka sayılı araç içerisinde ele geçirildiği anlaşılmış ve söz konusu parçaların çok miktarda fotoğrafları soruşturma dosyasına eklenmiştir. Ne var ki, tasarım hakkına tecavüzü aynı zamanda suç olarak düzenleyen KHK’nın 48/A maddesinin …Mahkemesi tarafından… ile suç ihdas edilemeyeceği gerekçesiyle 10.06.2009 tarih ve 2005/57 – 2009/19 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması üzerine ele geçirilen ürün numunelerinin davalı …’a iade edildiği ve hakkında başlatılan 2009/7029 sayılı hazırlık soruşturmasının da takipsizlikle sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.

5- Yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, sunulan fotoğraflardaki ürün parçalarının bütünleştirilmesi halinde, yaklaşık beş metre boyundaki aydınlatma direğini oluşturup oluşturmayacağını incelemek ve bu doğrultuda görüş bildirmek yerine, delilin hukuki niteliğini sorgulayarak verilen görevden kaçındıkları, daha çok ve ayrıntılı fotoğraflar ile ürün numunesine ihtiyaç duydukları, davacının kendi özel imkanları ile ele geçirilen her bir fotoğrafın, bütünün hangi kısmına ilişkin olduğunu da gösteren bütünleştirme çalışmasını dahi değerlendirmeden sunulan rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

6- Öte yandan, …C. Savcılığı tarafından yapılan arama sırasında ele geçirilen somut ürün numuneleri davalıya teslim edildiğine göre, ele geçirilen parçaların tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olmadığını ispat yükü davalıya aittir. Davalı, 554 sayılı KHK’nın 51.maddesi uyarınca, tecavüze konu delilleri ibraz etme yükümü altındadır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi uyarınca “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Ürün numuneleri davalının elinde bulunduğuna göre, kendisine teslim edilen ürün numunelerinin tasarım hakkına tecavüz etmediğini ispat yükü, bizzat ürün numunelerini sunmak veya kullanıldığı ya da satıldığı yerleri göstermek suretiyle davalı tarafa ait bulunmaktadır. Davacının, çekilen ürün parçalarına ilişkin fotoğrafları dosyaya sunması ve bunları kendi imkanı ile bütünleştirmiş olması, HMK 191.maddesi uyarınca ispat yükünü üzerine almış sayılamaz. Bütün bunlara rağmen yerel mahkemenin, bilirkişiden kendi ara kararına uygun rapor dahi almaksızın ve hukuka aykırı şekilde ispat yükünü de ters çevirerek tasarım hakkına tecavüz iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair kararı ile söz konusu ret kararı onayan Dairemiz çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.