Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10209 E. 2015/6772 K. 12.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10209
KARAR NO : 2015/6772
KARAR TARİHİ : 12.05.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2014 tarih ve 2012/67-2014/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 14.11.2011 tarih ve 2011/70 sayılı yönetim kurulu kararı gereğince şirket yönetim kurulu üyesi olan davacı …’ın şirketteki 35.577 hisse karşılığı 1.778.850,00 TL’sini şirketin yönetim kurulu başkanı …’a devrettiğini, bu kararın …Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün 18.12.1998 tarih ve TSM-001-231 sayılı iç genelgesinin ikinci maddesinde öngörülen hisse devir sözleşmesinin noterce tasdiki şartının yerine getirilmemesi ve ödeme-hisse devirleri hususunda mutabakat sağlanamaması nedeniyle hukuka aykırılık teşkil ettiğini, TTK’da öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde alınmadığından yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 14.11.2011 tarih ve 2011/69 nolu ve 2011/70 numaralı yönetim kurulu kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile…Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/46 E. sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararına aykırı davranmaktan müvekkili ve diğer yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan davada müvekkilinin hisselerini devretmediği, hisselerin aynen korunduğunun beyan edildiğini, davalı şirket anasözleşmesinin 7. maddesinde hisse devri konusunda TTK’nun 416. maddesinin uygulanacağı düzenlenmiş olup 28.10.2010 tarih 44 nolu ve 25.03.2010 tarih 63 nolu yönetim kurulu kararlarında belirtildiği üzere nama yazılı şirket hisseleriyle ilgili muvakkat ilmühaber bastırılmış olduğundan bastırılan ilmühaberlerin ciro edilmesi gerektiğini belirterek, 14.11.2011 tarih ve 2011/70 sayılı yönetim kurulu kararında bahsedilen …’ın tüm hissesini dava dışı …’a devrettiğine dair ibarelerin geçersizliğinin ve müvekkilin davalı şirketin halen 1.778.850 TL karşılığı olan 35.577 adet hissesinin sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yönetim kurulu kararının oy birliği ile alındığını, davacının muhalefeti ya da olumsuz oyu olmadığını, davacı imza inkarında bulunmadığı gibi irade fesadına da dayanmadığını, şirketin bastırılmış nama yazılı hisse senedi bulunmadığını, çıplak payın da alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceğini savunarak ıslah edilen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin basılı nama yazılı hisse senedi bulunmadığı, çıplak payın devrinin bastırılmış nama yazılı hisse senedi gibi ciro ve teslim ile değil, BK’nundaki alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, davacının, nama yazılı bir hisse senedi ibraz etmediği, dava konusu 14.11.2011 tarihli ve 2011/70 karar numaralı yönetim kurulu kararında TBK’nun 184. maddesi uyarınca payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanı bulunduğu, alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için bununla çıplak payın devralana geçeceği, hisse devrinin, yasa ve ana sözleşmeye uygun olarak yapıldığı, davacının, irade fesadı hallerine dayanmadığı, hisselerin hata, hile, ikrah yolu ile devredildiği iddia ve ispat edilemediği, anonim şirkette çıplak payların devrinin şekle bağlı olmadığı, ispat için yazılı düzenlenmesinde yarar bulunduğu, ortaklık pay senedi çıkarmamış olsa bile çıplak payların da devredilebileceği, pay devrinin yazılı olarak yapılması ve şirkette ortak olan diğer yönetim kurulu üyesine yazılı devir yapılması nedeni ile pay devrinin şirket pay defterine işlenip işlenmediği hususunun bir önemi kalmadığı, davacının yönetim kurulu üyeliğinden kendi rızası ile istifa ettiği, hisselerini de kendi rızası ile devrettiği, hisse devir sözleşmesinin bu nedenlerle geçerli bulunduğu, dava konusu yönetim kurulu kararlarında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirketin yönetim kurulunun 14.11.2011 tarih ve 2011/70 sayılı kararıyla davacı …’ın davalı şirketteki hissesini dava dışı …’a devrettiğine dair kararın geçersizliğinin ve davacının davalı şirketin halen ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin 14.11.2011 tarih, 2011/70 sayılı yönetim kurulu kararı ile “…..’ın şirketteki 35.577 hisse karşılığı 1.778.850,00 TL’nı…’a devrettiği”ne dair karar alınmıştır. Davacı vekilince hisse devrinin geçersizliği ve devir konusu hisselerin davacıya ait olduğunun tespiti talep edilmiş olmasına göre bu davada verilecek olan hüküm hisseleri devraldığı iddia edilen dava dışı …’ın hukuki durumunu ve haklarını etkileyecektir. Bu durumda, dava dışı …’ın da davada taraf olarak yer alması gerekli olup işbu davanın …’ın yokluğunda görülerek sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece, davacı tarafa hisselerin devredildiği iddia olunan …a karşı dava açması için uygun bir süre verilmesi, dava açılması halinde açılan davanın eldeki bu dava ile birleştirilerek taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra yargılamaya devam olunması gerekirken, bu husus yerine getirilmeden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.