Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10267 E. 2015/6773 K. 12.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10267
KARAR NO : 2015/6773
KARAR TARİHİ : 12.05.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada… Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/03/2014 tarih ve 2012/473-2014/197 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Ne. …, davalılardan … ile … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkili ile dava dışı … Gıda Ürünleri Paz. Ltd. Şti. arasında 14/04/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların da bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bu sözleşmenin devamı niteliğinde 27/09/2006 tarihli ikinci bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi taksitleri vadesinde ödenmeyince hesap kat edilmesine rağmen davalılarca ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 80.565,54 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, 14/04/2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanan kredi borcunun ödediğini, … Gıda A.Ş. adına kullandırılan 27/09/2006 tarihli sözleşmede müvekkilinin taraf olmadığını, davacı banka ile davalı … arasında görülen 2008/97 E. sayılı dava dosyasında ikinci kredi sözleşmesinin borçlusu.. Gıda AŞ unvanlı bir şirket bulunmadığının anlaşıldığını, 27/09/2006 tarihli ikinci sözleşmenin 14/04/2005 tarihli sözleşmenin devamı niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davanın davalısı … vekili,… Gıda A.Ş. unvanlı bir şirket bulunmadığından 27.09.2006 tarihli sözleşmenin ve kefaletin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14/04/2005 tarihli kredi sözleşmesinin borçlusunun … Gıda Ür.Paz.Ltd.Şti., müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin …., .., …, .., …, … ve … olduğu, 27/09/2006 tarihli kredi sözleşmesinin borçlusunun… Gıda A.Ş., müşterek borçlu müteselsil kefillerinin… ve .. olduğu, kredi sözleşmelerinde limit artırımına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 2008/97.E, 2010/142 K. sayılı dava dosyasında “27.09.2006 tarihli kredi sözleşmesinde asıl borçlu … Gıda A.Ş.nin tüzel kişiliğinin bulunmadığı, sözleşme sonrası 150.000,00TL’nin … Gıda Ür.Paz.Ltd.Şti’nin hesabına havale edildiği, şirket yetkilisi …’un yetkilendirdiği …’ya ödendiği, … Gıda A.Ş. yetkilisi tarafından davacı bankaya verilmiş bir talimat-virman yetkisi bulunmadığı, bankanın krediyi sözleşme hükümlerine uygun kullandırmadığı, bu durumda banka lehine alacak hakkının doğmayacağı, dolayısıyla ipotek tesisinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davacı banka tarafından davalı … aleyhine açılan davanın reddine” dair verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2010/13665 Esas 2011/7592 Karar sayılı ilamı ile onandığı, 2005 tarihli kredi, 2006 tarihli kredi sözleşmesi ile kapatıldığından kefiller yönünden borcun söz konusu olmadığı, davacı vekili 2006 tarihli kredinin 2005 tarihli kredinin devamı niteliğinde olduğunu iddia etmiş ise de kredi sözleşmesinde 2005 tarihli kredinin devamı niteliğinde olduğunu belirtir düzenleme bulunmadığı, devamı niteliğinde olduğu kabul edilse dahi 2006 tarihli kredi sözleşmesinin yok hükmünde olduğu tespit edildiğinden yok hükmünde olan kredi sözleşmesi nedeniyle kefillerin borcunun doğmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar … ve …’e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.