Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10622 E. 2015/7115 K. 26.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10622
KARAR NO : 2015/7115
KARAR TARİHİ : 26.05.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2012/13-2013/377 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Tasfiye Halinde… Bankası A.Ş. vekili Av…., davalılardan asil …, …, … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’nın müvekkili bankanın genel müdürlüğünü, …., …, ….’ın yönetim kurulu üyeliklerini, ….’ün proje kredileri ve istihbarat daire başkanlığı, ….’un da şube müdürlüğü yaptığı sırada kredi talebinde bulunan, sermayesi ve mali yapısı yetersiz ve ayrıca mali tahlil ve istihbarat raporuna göre kredi değerliliği bulunmayan … Su Ürünleri ve Endüstri A.Ş’ye banka usul ve esaslarına aykırı şekilde kredi tahsis edilip kredi kullandırılmak suretiyle geri dönüşü olmayan kredi ve faizlere sebebiyet verilerek banka zararına yol açıldığını ileri sürerek, 9.501.093 DM tutarındaki zararın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davalılara isnat edilen eylem ve işlemlerin kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık göstermediği gibi söz konusu eylem ve işlemlerde davalının özensiz davranışlarından da bahsedilemeyeceği, yine geri dönmeyen krediden dolayı bir zarar oluşmuş ise de davacı tarafın 23.12.2013 tarihli rapora beyan dilekçesinde de açıkladığı gibi dava konusu edilen banka zararına dair cebri icra takiplerinin halen devam ettiği, bu nedenle zararın tahsili için kredi borçlularından tahsilat devam ettiğinden henüz davalıların sorumluluğunu gerektirir bir zararın da gerçekleşmediği, öte yandan dava tarihi itibari ile davanın zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle, zaman aşımı def’inde bulunan davalılardan … ve… hakkında açılan davanın zaman aşımı nedeniyle, zaman aşımı def’inde bulunmayan diğer davalılar hakkındaki davanın ise sorumluluk koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı Tasfiye Halinde …Bankası A.Ş. harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 26/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, bankanın zarara uğratılmasından doğan zararın davalı önceki yönetim kurulu üyeleri ile diğer banka görevlilerinden tahsili istemine ilişkin sorumluluk davasıdır.
2- Davacı tarafça, mali tahlil ve istihbarat raporlarına rağmen kredi yeterliliği bulunmayan dava dışı …’ye geri dönüşü olmayan usulsüz kredi verilmesi sebebiyle doğan 9.501.093 DM zararın, banka eski yöneticileri ve çalışanları olan davalılardan tahsili isteminde bulunulmuş, yerel mahkemece; davalılar … ve … yönünden davanın zamanaşımı, diğer davalılar yönünden ise banka zararının oluşmasında davalıların kusurlarının bulunmadığı, bankanın asıl borçlular aleyhine başlattığı icra takiplerinin halen devam ediyor olması nedeniyle banka tarafından tahsili talep edilebilecek bir zararın da henüz oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3- Mahkemece, davacı banka zararının davalılardan tahsil edilebilir aşamaya gelmediği, diğer bir anlatımla davanın mevsimsiz açıldığı, önce asıl kredi borçlularından zararın tahsil edilmesi, asıl borçludan tahsil edilememesi halinde banka yönetici ve çalışanlarına sorumluluk davası açılması gerektiği gerekçesi doğru değildir. Zira, banka zararının, asıl kredi borçlusunun borcunu ödemeyerek temerrüde düşmesi anında doğduğu kabul edilmelidir. Batık bir kredi yönünden, bankanın çok uzun yıllar icra takibini sonlandırmasını beklemek, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanunun 320 ve BK 528 maddelerindeki banka yönetim kurulu üyeleri ile banka görevlilerinin objektif özenle davranmak borcunu ortadan kaldıracak, bir çok sorumluluk davasının zamanaşımına uğramasına yol açacaktır.
4- Somut olayda, dava dışı kredi alan … Su Ürünleri A.Ş.’nin, talep olunan yüksek montanlı krediyi geri ödeme gücünün bulunmadığı, hesapların negatif bakiye gösterdiği, nakit akışının bulunmadığı 10.11.1997 tarihli mali ve istihbarat raporuyla ortaya konulmasına, kredi alanın daha önce başka bankalardan da yüksek montanlı (5,2 Trilyon TL) kredi almış olduğunun ipotek tablosunda açıkça görülmesine rağmen, 6,4 Trilyon TL değerindeki taşınmaz üzerinde davacı lehine kredinin verilme tarihi olan 18.03.1998 tarihindeki 9.501.093 DM’nin karşılığı olan 1,2 Trilyon TL için, kredi alınan diğer bankalardan sonra gelmek üzere, 9.dereceden ipotek tesisi ve Türkiye’de davaya konu …’nin şirket işletmesi dışında maddi varlıkları ve kredibiliteleri ispat edilemeyen dava dışı .., … ve … isimli kişilerin şahsi kefaletlerini almak suretiyle, banka yönetim kurulu üyeleri ile kredi vermede etkin rol oynayan diğer banka çalışanları davalıların, kendilerinden beklenen özeni ve basireti göstermeksizin özensiz tutumlarıyla, geri dönüşü olmayan yüksek montanlı kredinin verilmesine aracılık etmek suretiyle, çalıştıkları bankayı önemli ölçüde zarara uğrattıkları, zira ipotekli gayrimenkullerin satışı halinde İİK 129 vd. hükümleri uyarınca muhammen bedellerinin %50 oranında bir bedel ile satılmaları ihtimalinin bulunduğu, ayrıca icra ve satış masraflarının da olacağı, oysa alınan toplam ipotek yükünün taşınmazın toplam muhammen değerine eşit olduğu, 9.sıradaki ipotekli alacaklının alacağını karşılamayacağının aşikar olduğu halde, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle davanın reddini doğru bulmadığımdan, yerel mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.26.05.2015