Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10645 E. 2014/14770 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10645
KARAR NO : 2014/14770
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/04/2014
NUMARASI : 2013/774-2014/301

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2014 tarih ve 2013/774-2014/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Essen Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 23.11.2010 tarih ve 5 O 77/10 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfize konu kararın 18.02.2011 tarihinde Bakanlık kanalı ile davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından yasal süre içerisinde karara karşı temyiz itirazında bulunulduğu, ancak davaya konu kararın davalı şirkete 09.12.2010 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve davalı şirket tarafından yasal üç haftalık süre içerisinde itiraz bildirilmediği gerekçesi ile temyiz itirazının reddine karar verildiği, bu durumda yabancı mahkeme kararının davalı şirkete doğrudan posta yoluyla tebliğ edilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirkete, yurtiçi tebligat yapılmasının kamu düzeninden olan Türk Usul ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2011 tarihli kararı dikkate alındığında; tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verimiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan H.. B.. yönünden de aynı gerekçeyle tenfiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen Essen Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunduğu, davalı H.. B.. tarafından yabancı mahkeme ilamının tebliğine ilişkin bir itiraz da bulunmadığı anlaşılmakla, 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesine aykırı bir durum da söz konusu olmadığına göre davalı H.. B.. yönünden yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.