YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10670
KARAR NO : 2014/14234
KARAR TARİHİ : 22.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2012/185-2013/240
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2013 tarih ve 2012/185-2013/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasfiye edilmiş olan Y. K.San. A.Ş nezdindeki alacakları için başlattığı icra takibi sırasında borçlu şirketin tasfiyesi sonlandırılarak ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, Y. K. San. A.Ş.’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekili, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin yasal hasım konumunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar vekili, ihya davalarında husumetin terkini yapan ticaret sicil memurluğu ile şirketin son tasfiye kuruluna yönetilmesi gerektiğini, davalı olarak gösterilen yönetim kurulu üyelerinin son tasfiye kurulunda yer almadıklarını, dolayısı ile bu iki müvekkili hakkında davanın husumetten reddini talep ettiklerini, ihyası istenen şirketin ise tasfiye edilmiş ve ticaret sicilinden terkin edilmiş olmasına rağmen davalı olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira şirketin artık tüzel kişiliği bulunmadığından, fiil ehliyeti olmadığı gibi taraf sıfatı yokluğundan da davanın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalılar vekili her ne kadar N.. D.., T.. E.. ve tasfiye halindeki şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, tasfiye halindeki şirketi temsilen tasfiye memuruna husumet yöneltilebileceği, davada tasfiye memuru T.. B..’ın davalı şirket unvanı altında yönetim kurulu üyesi olarak adının yazıldığı, unvandaki hatalı yazımın red sebebi
olamayacağı, dava dilekçesinde husumetin kime yöneltildiğine dair amacın anlaşılabildiği, bu nedenle davalı şirketin taraf olamayacağı hususundaki itirazların şirketi temsilen tasfiye memuruna husumet yöneltildiği anlaşıldığından yerinde görülmediği gibi N.. D.. ve T.. E.. isimlerinin ise yine ayrı bir davalı olarak gösterilmeyip, şirket yönetim kurulu üyeleri olarak gösterildikleri ve ayrı bir husumet amacı olmadığı kanaatine varıldığından bu yöne ilişkin itirazların da yerinde görülmediği, kaldı ki, davalı olarak dava dilekçesinde, iki davalı gösterilmiş olup, ikinci davalı olan şirketin sütununda yönetim kurulu üyelerinin temsilci olarak gösterildiği ve tasfiye memuru dışındaki belirtilen iki ismin şirket temsilcisi olarak fazladan yazıldığı, ayrı davalı olarak gösterilmediklerinden husumet yönünden hüküm oluşturulmasına gerek duyulmadığı, davacının, tasfiye halindeki Y. K.San. A.Ş’den alacaklı olduğu ve bu alacağının tahsili için şirketin tüzel kişilik kazanmasında menfaati ve hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile T.. A..’nin ihyasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, şirket ihyası istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinin yazılış şekline göre, 2 numaralı davalı olarak ihyası istenen şirket değil, şirketin sorumlularının gösterildiği anlaşıldığından tasfiye memuru olmayan N.. D.. ve T.. E.. yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
2- 6102 sayılı TTK’nın 547/2. maddesi “Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir” hükmünü haiz olup mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verildiği halde tasfiye memuru tayin edilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.