YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10704
KARAR NO : 2014/13328
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ : DÜZCE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2012/357-2013/635
Taraflar arasında görülen davada Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/11/2013 tarih ve 2012/357-2013/635 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.R. B.tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1581 sayılı yasa uyarınca kurulmuş özel hukuk tüzel kişiliğine haiz kooperatif olduğunu, Tarım Kredi Kooperatifleri Anasözleşmesi uyarınca kooperatifi taahhüt altına koyacak işlemlerin müşterek imza koşuluna bağlanıldığını, müvekkil kurumun eski personellerinden muhasebeci unvanlı Y. K. K.’ın 3.10.2000-3.10.2006 tarihleri arasında faiz hariç 941892.00 TL’yi zimmetine geçirdiğini, bu eylemlerin bir bölümünün kooperatifin davalı bankadaki parasının tek imza kullanılarak veya sahte imza karşılığı yedine almak veya üçüncü şahıslara havale etmek veya elektronik fon transferi yapmak suretiyle gerçekleştirildiğini, bu eylem nedeniyle Y. K. K.’ın yargılanıp ceza aldığını, davalı bankanın kooperatif anasözleşmesi kendisine ibraz edilmesine karşın anasözleşme hükümleri uyarınca kooperatifi temsile yetkili kişiyi basiretli bir tacir gibi tespit etmeyip müvekkil kurumca kendine emanet edilen paraların kurum personelince zimmete geçirilmesine olanak sağladığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 238981.30 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatifi taahhüt altına koyacak işlemler nedeniyle anasözleşme uyarınca müşterek imza gerektiğini, para çekme, para yatırma, havale gibi bankacılık işlemlerinin kooperatifi taahhüt altına sokan işlemler olmadığını, yapılan işlemlerin bankacılık mevzuatına uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacı kurumun zararın ortaya çıkmasına denetim görevini ihmaliyle sebebiyet verdiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı bankanın mevduat hesaplarının açılmasına ilişkin esas ve usullere uygun hareket etmeyerek davacı kooperatif anasözleşmesi uyarınca çift imza ile temsil edilecek olmasına karşın tek imza ile işlem yaptığı, bir kısım işlemlerde imzaların konrolünü yapmadığı, bu nedenlerle yapılan işlemlerden dava dışı Yahya Kemal Kılçarslan ile birlikte sorumlu olduğu gerekçesiyle 218502.30 TL’nin 20.4.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda davacı tooperatifin 1581 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 43. maddesi uyarınca müşterek imza ile temsil edileceği, davaya konu işlemlerin yapıldığı dönem içerisinde dava dışı Yahya Kemal Kılıçarslan ve İrfan Kara’nın kooperatif adına müşterek imza ile işlem yapmaya yetkili oldukları sabittir. Mahkemece alınan rapor uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de redde konu edilen 10.10.2002 tarihli talimat yazısına istinaden 838 nolu kasa tediye fişi ile gerçekleştirilen 16,500.00 TL’lik işlem ile 27.3.2003 tarihli talimat yazısına istinaden 1202 nolu kasa tediye fişiyle gerçekleştirilen işlemlere ilişkin dekontlarda kooperatifin diğer yetkilisi İrfan Kara’ya atfedilen ikinci imzaların sahte oldukları Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’nca düzenlenen 29.4.2011 tarihli rapordan anlaşılmaktadır. Yine dosya içerisinde yer alan 22.12.2006 tarihli idari soruşturma raporunda dava dışı Yahya Kemal Kılıçarslan’ın 16,500.00 TL’yi kooperatif kasasına almayıp Mustafa İskenden adlı üçüncü şahsa havale etmek suretiyle zimmetine geçirdiği, kooperatifin vadesiz hesabından EFT suretiyle kooperatifle ilişkisi olmayan Afyon ilindeki bir gazinoda oryantel olduğu belirlenen Ahu Akdemirbey’in hesabına aktarılan 4000.00 TL’yi de bu suretle zimmetine geçirdiği belirtilmektedir. Ne var ki bu işlemlere dayanak olan kooperatifin talimat yazılarında yer alan müşterek imzaların yetkili kişilerce atılmış olması halinde banka yapılan işlemlerden sorumlu tutulamayacaktır. Ancak mahkemece bu işlemlere ilişkin dekontlar üzerinde inceleme yapıldığı halde işlemlere dayanak gösterilen talimat yazılarında yer alan imzalar yönünden imza incelemesi yoluna gidilmemiştir.Mahkemece bu husus gözetilerek talimat yazılarında yer alan imzaların kooperatifi temsile yetkili şahıslarca atılıp atılmadığı tespit edilmeksizin eksik inceleme ile ve denetime elverişli bir gerekçe gösterilmeden davanın kısmen reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda birinci bentte açıklandığı üzere bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankalar objektif özen yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumludur. Ancak dosya içerisinde yer alan belgelerden usülsüz olduğu iddia edilen işlemlerin davacı kooperaftifin çalışanlarınca iştirak edilen eylemler olduğu, 2000-2006 yılları arasında uzun sayılacak bir zaman dilimi çerçevesinde gerçekleştirildiği, bu eylemlerin …/…
gerçekleştiği dönem içerisinde kooperatifin olağan ve olağan dışı teftişler suretiyle denetlenilmesine rağmen zararın ortaya çıkartılıp boyutlarının büyümesine engel olunmaması karşısında davacı kooperatifin müteraffik kusurundan da söz etmek mümkün olacaktır. Ne var ki bu hususun karar gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmemiş olması da doğru görülmemiş kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan hükmün davacı yarına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.