YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11025
KARAR NO : 2014/17966
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/01/2014 tarih ve 2011/318-2014/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette ortak iken hisselerini diğer ortak kardeşi dava dışı Turgut Uğurludemir’e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ortaklığın feshi konusunda taraflar arasında 17.12.2008 tarihli protokol ile sonraki tarihli protokollerin imzalandığını, anılan protokollerden 13.9.2009 tarihli protokol uyarınca davalının şirketin hisse devri sırasında çıkartılan aktif-pasif tablosunda görünen 110.000 TL stok mal KDV’sinin yarısını ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin stok mal KDV’sini zaman içinde ödeyerek bitirdiğini, davalının hissesine düşen miktarı ödemesi talep edilmesine rağmen davalı tarafça ödeme yapılmaması nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasal olarak stok mal KDV’sinden kaynaklanan bir borçtan söz etmenin mümkün olmadığını, davacının ödediği KDV’ni mal sattığı kişilerden tahsil ettiğini, bu nedenle müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin stoklarında ürün yer alsa dahi bu ürünlerin üçüncü kişilere satışı sırasında KDV’nin gündeme geleceği, bu KDV’nin ise ürünleri satın alan kişiler tarafından ödenmesi gerektiği için davacı şirketin davalıdan talep edebileceği biçimde KDV alacağının oluşmayacağı, bu nedenle icra takibi ile talep edilen KDV nedeni ile davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve davacının icra takibi yapmakta haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.