Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11077 E. 2014/17348 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11077
KARAR NO : 2014/17348
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2014
NUMARASI : 2013/217-2014/140

Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2014 tarih ve 2013/217-2014/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ve tescilli “Trakya Birlik” markasının ve logosunun davalı tarafça satılan Ergene ayçiçek yağı ürününün tanıtımında kullanıldığının tespit edildiğini, bu konuda Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/24 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, davalının gerçek dışı, yanıltıcı açıklamalarda bulunarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, müşteri portföyünde daralma olduğunu belirterek marka hakkına tecavüzün tespitine, şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın, 40.000,00 TL manevi tazminatın (olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) ve 30.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satışa sunulan bitkisel yağların markasının “Ergene” olduğunu, ürünlerde ”…Birlik” markası ve logosu kullanılmadığını, müvekkilinin … Yem ve San. A.Ş’ye ait Ergene markalı ayçiçeği yağlarını satın alarak satışa sunduğunu, hatanın reklamcılar tarafından sehven yapıldığını ve akabinde yeni broşürler bastırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalı şirketin “… Birlik” markasının kullanıldığını inkar etmediği, kullanımın kasıtlı olmadığını, kusuru bulunmadığını ve kullanımın derhal sona erdirildiğini belirttiği, 556 sayılı KHK’nın 61/a maddesine göre markanın kullanılması halinde, kullanan kişi bakımından kusurun aranmadığı, ”… Birlik” markası kaza sonucu veya dikkatsizlik sonucu kullanılmış olsa dahi davalının bu tecavüz fiilinden sorumlu tutulacağı, davacının 6.987,39 TL maddi zarara uğradığı, ayrıca 556 sayılı KHK’nın 68. maddesine göre, markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarının zarar gördüğü, takdiren 5.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, 556 sayılı KHK’nın 62/b
maddesine göre davacının manevi zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının marka hakkına tecavüzünün tespitine, toplam 11.987,39 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 14.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda 556 sayılı KHK’nın 66. maddesinin (a) bendine göre, davacının stok kayıtları esas alınarak yapılan hesaplamaya göre satış cirosundaki düşüş üzerinden mali tablolarda tespit edilen dönem kârı esas alınarak hesaplanan muhtemel kazanç kaybının tamamının marka ihlalinden kaynaklandığı belirlenmeden davacının maddi zararı olarak bilirkişi raporunda hesaplanan rakamın tümüne hükmedilmesi ve bu tutar gözetilmek suretiyle kararda yazılı olduğu tutar üzerinden manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Ayrıca, 556 sayılı KHK’nın 68. maddesi uyarınca itibar tazminatına hükmedilebilmesi için marka hakkına tecavüz edilmesi tek başına yeterli değildir. Her ne kadar, davalının sattığı ürüne ilişkin analiz raporu davacı tarafça dosyaya sunularak davacı yağlarının kalite olarak davalı tarafça satılan üründen daha üstün olduğu belirtilmiş ve somut olayın özellikleri gerekçesi ile mahkemece itibar tazminatına hükmedilmiş ise de, davacı tarafa söz konusu marka itibarının yeniden kazandırılması için ne gibi masraflar yapılması gerektiğinin tartışılması gerekmektedir. Mahkemece bu hususta ayrıntılı bir değerlendirme yapılmaksızın itibar tazminatına ilişkin olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Diğer yandan, kabule göre de, itibar tazminatı yönünden dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş olmasına rağmen, davacının talebi aşılmak suretiyle itibar tazminatı yönünden faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.