Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11530 E. 2014/18879 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11530
KARAR NO : 2014/18879
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 25/04/2014
NUMARASI : 2008/140-2014/220

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/04/2014 tarih ve 2008/140-2014/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili firmanın TPE nezdinde kayıtlı Ova markasının sahibi olduğunu, davalılar tarafından marketin şarküteri kısmında beyaz peynirlerin bir kısmının Ova markası adı altında satışa sunulduğunu, kasadan da Ova etiketiyle ürün satışı yapıldığını, davalılar ile aralarında Ova markalı ürünlerin satışına dair sözleşme bulunmadığını, davalı tarafından taklit ürünlerde kullanılmak ve ürünlerin satışı yapılmak suretiyle markaya tecavüzde bulunulduğunu ileri sürerek 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari faiz ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine ve markaya tecavüz eden fiillerin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıdan teneke ile peynir alındığını, bunların boşaltılıp şarküteri kısmında satıldığını, Ova peynir olmayan peynirlerin bu marka altında satılmasının söz konusu olmadığını, nitekim Ova markalı peynirlerin üzerinde kabartmalı olarak adının yazdığını, tüketici tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın iş yerinde davacıya ait marka ile ilgili peynir satışlarının yapıldığının 2008/23 D.İş sayılı tespit dosyasında tespit edildiği, satışa sunulan peynirlerin A.. Gıda Limited Şirketi tarafından faturalandığı, davalı işyerinde bulunan gerçekte Ova olmayan ve davacı firmadan alınmamasına rağmen marka taklit edilmek suretiyle bu peynirlerin satıldığı ve bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği gibi 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61. maddesine göre de 9. maddenin a ve b bentleri de dikkate alınarak marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğu, davalı şirket tarafından gerekli fatura belgeler sunulamadığı için maddi tazminat hesabının mümkün olmadığı, BK’nın 50. maddesine göre hakkaniyet ölçülerinde maddi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, aynı davacının başka davalılara açtığı davalardaki tazminat miktarları da esas alınarak 50.000,00 TL’lik maddi tazminata ve makul seviyede bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL maddi tazminatın davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine, fazlaya dair maddi tazminat taleplerinin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine, davalının haksız rekabet teşkil eden ve marka hakkına tecavüz niteliği taşıyan eylemlerden menine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalıların marka hakkına tecavüz oluşturan eylemleri nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 66/c bendi uyarınca, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre yoksun kaldığı kazancın hesaplanmasını istemiştir. Mahkemece, davacı tarafça hesaplama yapılması için yeterli delil sunulamadığından bahisle TBK’nın 50. maddesi uyarınca maddi tazminat takdir edilmiş ise de; karar gerekçesinde bu takdire ilişkin olarak dayanak alınan ve benzeri uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen diğer kararlardaki maddi tazminatın aynı KHK’nın 66/c bendine dayalı olarak tesis olunup olunmadığı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ayrıca 556 sayılı KHK’nın 66/c bendine dayalı olarak lisans bedelinin belirlenmesinde haksız eylemin meydana geldiği tarih ile dava tarihi arasında geçen süre, haksız eylemin ağırlığı ve yine 66. maddenin son bendi gereği varsa anılan davacı markasının ekonomik önemi gibi diğer unsurların da dikkate alınması gerekir. Bu durumda, yukarıda izah edilen hususlarda yeterli değerlendirme yapılmaksızın TBK’nın 50. maddesine dayalı olarak lisans bedelinin takdiren belirlenmesi doğru olmadığı gibi, aynı hususlarda maddi tazminata dayanak oluşturan olguların manevi tazminat bakımından dikkate alınması gerekeceğinden, maddi ve manevi tazminata yönelik olarak davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 03/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.