YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11593
KARAR NO : 2014/17979
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/12/2013
NUMARASI : 2013/283-2013/490
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2013 tarih ve 2013/283-2013/490 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı …İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’den ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu, iş mahkemesinde görülen işçilik alacakları ve itirazın iptali davalarında verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkeme kararları ile alacağının sabit olduğunu, yargılama sırasında ve icra takibinde yapılan tebligatlarla alacağın şirkete bildirilmesine rağmen her nasılsa şirketin tasfiyesinin sona erdirilerek ticaret sicilinden terkin işleminin yapıldığını, TTK’nın 445 ve ilgili hükümleri gereği davalı tasfiye memurunun müvekkilinin alacağını karşılayacak miktarı notere tevdi etmesi yada bu borca karşılık bir teminat göstermesi gerekirken bu işlemler yapılmadan tasfiyenin sona erdirilmesinin yine aynı maddenin TTK’nın 224. Maddesine yapmış olduğu gönderme gereği tasfiye memurunun şahsi sorumluluğunu gerektirdiğini ileri sürerek, 20.008,78 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı tasfiye memurunun kusuru konusunda somut ve maddi yasal delilleri sunmadığı, tasfiye bilançosunun kabulü ve tasfiye memurunun ibrası ile ilgili karar itibariyle herhangi bir usulsüzlüğün dosya kapsamına göre saptanamadığı, tasfiye memurunun sorumluluğuna gidilebilmesi için TTK’nın 543. maddesi kapsamında bir aykırılıktan söz edilmesinin gerekeceği, ilan süresi içerisinde her ne kadar alacağı bilinen kişiler ile ilgili bir ayrımın yapılması zorunlu ise de; bunun yapılmadığına ilişkin bir delilin sunulmadığı, taraflarca hazırlama ilkesinin esas olduğu iş bu davada davacının iddiasının her türlü şüpheden uzak şekilde kanıtlanamadığı ve yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. Davacı, tasfiye memurunun, kendisinin şirkete karşı açtığı alacak ve itirazın iptali davaları ile icra takibini bilmesine rağmen bu dava ve takipleri nazara almadan tasfiye işlemlerini sonuçlandırarak kendisini zarara uğrattığını iddia etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 445’inci maddesinin son fıkrası delaletiyle 224’üncü maddesi hükmüne göre, tasfiye memurları üçüncü şahısları ve ortakları zararlandırıcı hareketlerinden kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumludurlar. Anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere bu türden davalarda tasfiye memurunun ispat yükü ters çevrilmiş kusur sorumluluğu söz konusudur. Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın yazılı gerekçelerle tasfiye memurunun kusurlu olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.