Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11686 E. 2014/19435 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11686
KARAR NO : 2014/19435
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/04/2014 tarih ve 2011/730-2014/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı … Taştan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken, sahip olduğu hisseleri hisse devir sözleşmesi ile davalı …’a devrettiğini, davalı …’ın bu devralma işlemini, devralan ve devri şirket karar defterine karar almak sureti ile onaylayan davalı şirket tarafından, ticaret sicil memurluğuna bildirilmesi gerektiğini, gerekli ilan ve tescil işlemlerinin yapılması gerekmekte iken hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından sonraki yasal tescil ve ilan prosedürünün gerçekleştirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin hisselerini devretmiş olmasına rağmen halen şirket ortağı olarak göründüğünü, müvekkilinin hisse devir sözleşmesinin gereklerinin ifasını, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, ihtara rağmen davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, müvekkilinin davalı şirkette bulunan hisselerini davalı …’a ve TTK 520 vd. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak ve geçerli biçimde devrettiğinin tespitine ve devredilen hisselerin devralan davalı adına hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, birleşen davada ise, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştirilen 06/02/2013 tarihli ve 14/02/2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan mükerrer hisse devri ve tescilinin iptalini istemiştir.
Davalı …, okuma yazma bilmediğini, 3-4 yıl kadar önce işsiz kaldığını, yeğeninin kayınpederi …’un kendisine metropolün yakınlarında muhasebeci…’ya gitmesini söylediğini, kendisinin de yanına giderek onun çaycılığını yapmaya başladığını, bir kaç gün sonra kendisinden nüfus cüzdanıni istediğini, bir iş bulacağını, kendisini sigortalı yapacağını söylediğini, kendisinin de kimliğini verdiğini, bir kaç gün sonra da kendisini bir yere götürdüklerini, resmi bir daire gibi olan yerde kendisine bir belge imzalattırdıklarını, bir kaç kağıt imzaladığını, daha sonra işyerine gittiğinde işyerinin kapalı olduğunu, bir hafta sonra tekrar gittiğini, yine işyerinin kapalı olduğunu, çevreden sorduğunda bunların milleti dolandırıp gittiğini söylediklerini, daha sonra inşaatlarda çalışmaya başladığını, kendisini sigortalı sandığını, eşinin doğumu için hastaneye gittiğinde kimliğini verdiğini ancak sigortalı olmadığını söylediklerini, aradan uzunca bir süre geçince de daha önce çalıştığı muhasebeciye ait işyerinin elektrik borcu için ihtarname geldiğini, halen onları ödediğini, kendisinin şirketle, hisse devriyle hiç bir ilgisinin olmadığını, davayı kabul etmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 04/08/2005 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirket ortağı …’ten 500,00 TL bedelle 20 hisse devralarak davalı şirkete ortak olan davacı …’in aldığı bu hissesini bu kez 04/09/2008 tarihinde …’a satarak devrettiği, hisse devir sözleşmesinin usulüne uygun olarak noterde yapılmış olduğu ve daha sonra şirket ortakları … ve Ahmet Sancar tarafından alınan 05/09/2008 tarihli kurul kararı ile satışa konu hisselerin şirket pay defterine işlenmesine ve ticaret sicilinde tesciline karar verildiği, şirket ana sözleşmesinde pay devrinin yasaklanmasına dair bir hüküm bulunmadığı ve devir sözleşmesinin 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesine uygun olduğu, dolayısıyla geçerli olan bu hisse devri işlemi karşısında, davalının soyut beyandan ibaret olan ve herhangi bir belge ya da yazılı delile dayanmayan devrin geçerli olmadığı ve kendisinin hisse devriyle ilgisinin bulunmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, bu durum karşısında; davacının birleşen dosyadaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, zira asıl dosyadaki talebinin şirkette hisse sahibi olmadığı yönünde bulunduğundan ve bu talebi mahkemece haklı bulunmuş olduğundan, yargılama sırasında davaya konu edilen hisselerin …’e satılmış olması ile bu satışa ilişkin ticaret sicildeki tescile yönelik iptal talebi açısından aktif dava ehliyetinin bulunmadığını gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı … temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı … vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, asıl davada davalı …’dan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.