YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11867
KARAR NO : 2014/19102
KARAR TARİHİ : 05.12.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2013/230-2014/91
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2013/230-2014/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait hisseyi diğer davalıdan 06.08.2010 tarihinde noter yoluyla devir aldığını, aradan geçen zaman içinde ortaklar kurulunun devri onaylamadığını, 24.09.2012 tarihinde devrin onaylanması için ihtarname düzenlediklerini ileri sürerek, davalı şirkete ait hisselerin davacıya aidiyetinin tespitini, sicile tescilini talep ve dava etmiştir,
Davalılar vekili, davacının aralarında yaptıkları protokollere uymadığını, bu nedenle ortaklar kurulunun devri onaylamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 6102 Sayılı TTK’nın 595/2. maddesi uyarınca devir için ortaklar kurulunun onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve hisse devrinin sicile tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 Sayılı TTK’nın 595/2. maddesi uyarınca devir için ortaklar kurulu onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında 06.08.2010 tarihinde noter hisse devri yapılmış, davacı taraf 24.09.2012 tarihinde hisse devrinin ortaklar kurulu tarafından onaylanması için davalılara ihtarname tebliğ etmiş, işbu dava ise 05.09.2013 tarihinde açılmıştır. 6103 Sayılı TTK’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesi, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar TTK’nın yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, TTK hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, bu kapsamda somut olaya mahkemece 6102 Sayılı TTK’nın tatbik edilmesi isabetli
ise de, aynı kanunun 595/7. maddesindeki başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay vermiş sayılır düzenlemesi karşısında, davacının 24.09.2012 tarihli başvurusu bu kapsamda değerlendirilip tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.