Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11957 E. 2014/18455 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11957
KARAR NO : 2014/18455
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2013/508-2014/81

Hasımsız olarak görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/04/2014 tarih ve 2013/508-2014/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirkete ait olan ticari defterlerin bir kısmının Eskişehir’deki şubeye gönderilmek üzere 03/09/2013 tarihinde İstanbul’dan kargoya teslim edildiğini, ancak kargoda defterlerin kaybolduğunu ileri sürerek zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait defterlerin 03/09/2013 tarihinde Eskişehir’e gönderilmek üzere kargo şirketine verildiği, normal şartlarda 3 gün içinde defterlerin yerine ulaşması gerektiği, defterlerin Eskişehir’deki şubeye ulaşmadığı, dolayısıyla davacı tarafın defterlerin kaybolduğunu 2013 yılı Eylül ayı içerisinde öğrendiği gerekçesiyle TTK’nın 82/7. maddesi gereği 15 gün içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi belgesi istemine ilişkin olup, mahkemece her ne kadar TTK’nın 82/7. maddesinde öngörülen 15 günlük hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ticari defterlerin postaya verildiği tarihten itibaren makul süre (3 gün) içerisinde alıcısına ulaşması gerektiğinden bahisle hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak bu tarih nazara alınarak sonuca varılmıştır. Halbuki söz konusu süre, ticari defterlerin kargoda kaybolduğuna ilişkin değil, yerine henüz ulaşmadığının anlaşılması için gereken süre olarak kabul edilecek olup; hak düşürücü sürenin defterlerin kaybolduğuna kesin olarak ıttıla olunduğu tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerekir. Nitekim davacı yararına, defterlerin alıcısına ulaşmadığı savıyla kargo şirketi nezdinde girişimde bulunulduğu davacı tanıklarınca beyan edilmiş olup, mahkemece gerektiği taktirde ilgili kargo şirketine keyfiyetin sorulup saptanması, varsa davacıdan delillerinin ibrazının istenmesi ve defterlerin kesin olarak kargo taşıması sırasında kaybolduğunun anlaşılması gereken tarih nazara alınarak dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.