YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12007
KARAR NO : 2014/19252
KARAR TARİHİ : 08.12.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2014
NUMARASI : 2013/233-2014/15
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/01/2014 tarih ve 2013/233-2014/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 1.224.000 TL tutarındaki kuruluş sermayesinin her biri 6.000 TL değerindeki 204 adet nama yazılı paya ayrıldığını, bu senetlerden bir adedinin de müvekkilince satın alındığını, müvekkili tarafından şifaen elindeki pay senedinin bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları sonucunda değerinin tespiti, kaç adet pay senedi yaptığı ve geçmişe dönük ne kadar kar payı getirdiğinin tespiti ile bunların tarafına en yüksek banka faizi ile ödenmesinin talep edildiğini, şirket yetkilileri tarafından kendisine cüzi bir bedel karşılığında senedi alabileceklerinin belirtildiğini, bu talebin müvekkilince kabul edilmediğini ileri sürerek bir adet Altı Bin Türk Lirası değerindeki nama yazılı pay senedinin sermaye artırımları sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet pay senedi yaptığı ve bu pay senetlerinin taraflarına verilmesini, davaya konu pay senedinin geçmişe dönük ne kadar kar payı getirdiğinin belirlenmesi ile en yüksek banka faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 26.04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de müvekkilinin bir adet nama yazılı kurucu intifa senedinin de değerinin tespiti ile adına tescilini, bu senedin sermaye artırımları sonucunda değerinin belirlenmesini, kaç adet pay senedi yaptığının tespitini, bu paya senetlerinin taraflarına teslimini, geçmişe yönelik kar paylarının da tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen hususların Ticaret Sicil Memurluğu’ndan öğrenilebileceğini, hukuki yararın bulunmadığım, davacının hiç bir sermaye artırımına iştirak etmediği gibi senet aslı ya da başka bir şekilde müvekkiline herhangi bir başvuru yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkette sadece iç kaynaklardan karşılanan bedelsiz hisse artışları ile 2,07 TL bedelinde hisseye sahip olduğu, bunun bir adet hisse bedeli olarak tespit edilen 6 TL’lik değerin altında kaldığı, davacının sermaye artışlarından hiç birisine iştirak etmediği, davalı şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, şirketin incelenen yıllarda çoğunlukla faaliyet sonuçlarının zarar olarak açıklandığı, 0162 numaralı 2 ayrı içeriğe sahip hisse senedi bulunmasına rağmen nama yazılı pay senedi örneği ile kurucu intifa senedi örneğinin aynı sıra numarasını taşımaları nedeniyle, aynı senet mi yoksa iki ayrı senet mi olduğu hakkında net bir tespit yapılamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabûlü ile davacının, davalı şirketten sadece iç kaynaklardan karşılanan bedelsiz hisse artışları ile 2.07 TL hisseye sahip olduğu, bunun da bir adet hisse bedelinin altında bulunduğunun tespitine, davacının kâr payı tespiti, faizi ile birlikte tahsili ve hissenin tesciline ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı, bir adet nama yazılı pay senedi ile bir adet nama yazılı kurucu intifa senedine dayanarak talepte bulunmuş olup mahkemece, aynı sıra numarası taşıyan senetlerin aynı senetler mi yoksa iki ayrı senet mi olduğunun tespit edilemediği gerekçesi ile tek senet yönünden hüküm tesis edilmiştir.
Kurucu intifa senetleri, anonim şirketin kurucu ortaklarına verilen intifa senetleridir. Sadece kuruluş ana sözleşmesinde öngörülmüş olmaları durumunda geçerlilik kazanırlar. Yani, sonradan anasözleşme değişikliğine gidilerek “kurucu intifa senedi” tesis edilmesi mümkün değildir. İntifa hakkı, şirketin kuruluş ana sözleşmesinin veya ana sözleşme değişikliğinin tescili ile kendiliğinden oluşur. Senede bağlanması, intifa hakkına sadece tedavül olanağı sağlar, yoksa intifa hakkının kullanılmasına herhangi bir etkisi olmaz. İntifa senedi, sahibine pay sahipliği sıfatı kazandırmaz ve anonim şirkette herhangi bir payı temsil etmez. İntifa senedi sahibinin, şirkete ortak olup olmaması, intifa senedinden doğan haklara etki etmez. Pay sahiplerine verilen intifa senetleri, paydan bağımsız haklar taşır.
Buna göre, davalı şirketin tüm defterlerinin incelenerek, davacı ile aynı durumda olanların ortaklık yapılarının belirlenmesi, diğer ortaklar ile davacının durumunun karşılaştırılması, davacının elindeki senetlerin iki ayrı senet olup olmadığının tespit edilmesi ve kar payı isteminin de bu tespitten sonra değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.