YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12234
KARAR NO : 2014/18121
KARAR TARİHİ : 21.11.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2013 gün ve 2012/685-2013/301 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.04.2014 gün ve 2014/273-2014/7350 sayılı kararı aleyhinde davalı-karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin servis taşımacılığı işi yaptığını, davalı ile 09.02.2012 tarihli 01.02.2012-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli personel servisi taşıma sözleşmesi, 11.09.2012 tarihli 01.09.2010-30.06.2013 tarihleri arasında geçerli öğrenci servisi taşıma sözleşmesi imzaladıklarını, davalı tarafın sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Karşıyaka 2. Noterliği aracılığıyla 14.11.2012 tarih 38676 yevmiye nolu ihtarname ile davalıya sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesinin ihtar edildiğini, davalının buna rağmen sözleşmeye uymadığını, her iki sözleşmede davalının sözleşme gereğince taşıma işini yapmaması halinde hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmadan 20.000.00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek 40.000.00 TL alacağın 14.11.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.02.2013 tarihli dilekçe ile karşı davada talep edilen alacağı kabul ettiklerini belirtip TBK 139. maddesi gereğince alacağın müvekkil firma alacağından takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin 30.10.2012 tarihinde 2006 model aracını 2012 model başka bir araçla değiştirdiğini, bu nedenle davacı şirket yetkilileriyle görüşerek taşıma ücretinin yükseltilmesini istediğini, ancak davacı şirket ile fiyatta anlaşamadıklarını, süregelen adetler uyarınca makul bir süre öncesinde haber verilmek kaydıyla işin bırakılabileceğini, müvekkilinin öncesinde bildirimde bulunarak 14.11.2012 tarihinde sabah servisini yaparak işi bıraktığını, davacının dayanak yaptığı sözleşmenin davacı şirket tarafından tek taraflı hazırlandığını, sözleşmelerdeki cezai şartın genel işlem koşulu niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle geçersiz sayılmasının gerektiğini savunarak asıl davanın reddini talep etmiş, yaptığı taşıma işi nedeniyle davacıdan bakiye 4.392,19 TL faturaya dayalı alacağının bulunduğunu ileri sürerek bu alacağın yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl ve karşı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 14.04.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı-karşı davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, iki ayrı servis taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 12. maddesinde bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin tacir olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Açıklanan tanımlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün tacir değil esnaf olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı esnaf olduğundan hakkında tacirler yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesindeki cezai şartın indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK’nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu yönden olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine 21.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.