Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12296 E. 2014/15159 K. 02.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12296
KARAR NO : 2014/15159
KARAR TARİHİ : 02.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2013/126-2013/276

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/126-2013/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 16/07/2012-01/02/2013 tarihleri arasında dış tic. ofis hizmetleri elemanı olarak çalışan H.. H..’ın çalıştığı dönemde müvekkili şirketin müşterisi olan L. Taş. Maden Mermer İnş. Dış. Tic. Ltd. Şti’nin müvekkili şirkete keşide ettiği Türkiye İ.Bankası Gaziosmanpaşa Ankara Şubesi’ne ait 19/04/2013 tarihli … seri numaralı 4.305 USD’lik çeki müvekkili şirketin iş yeri adresine göndermesi üzerine teslim aldığını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından H.. H..’a çekin müşteri L. Taş. Maden Mermer İnş. Dış. Tic. Ltd. Şti’ye iade etmesi talimatı verildiğini, bunun üzerine davalının müvekkili şirket yetkililerine çeki müşteriye iade ettiğini söylediğini ve aradan bir süre geçmesinden sonra işten ayrıldığını, müvekkili şirket ile müşteri şirket arasında yapılan görüşmelerde işten ayrılan H.. H..’ın iade ettiğini söylediği çekin aslında hiç gönderilmediği ve halen kendisinde olduğunun ortaya çıktığını, oysa H.. H..’ın 04/03/2013 tarihinde R. V.Polis Merkezi’ne giderek 01/02/2013 tarihinde ayrıldığı müvekkili şirkete keşide edilmiş çeki kaybettiğine dair ifade verdiğini, bunun üzerine çeki kaybetmiş gibi ifade veren davalı H.. H..’ın diğer davalı S.. D.. ile işbirliği yaparak çeke müvekkil şirketin sahte kaşesini bastığını ve ciro yolu ile davalı S.. D..’e teslim ettiğini, çeki kaybolmuş gibi ifade veren davalının çeki sorumsuz olarak tahsil edebileceği bir yol bulmaya çalıştığını, söz konusu çekin 19.04.2013 tarihinde S.. D.. tarafından Türkiye H. Bankası A.Ş. Argıncık Kayseri Şubesi’ne ibraz edildiğini ve çekin bedelinin de davalı banka tarafından ödendiğini, davalı Serdar Dölek ile müvekkili şirketin hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı halde davaya konu çeki tahsil etmelerinin karşılıksız bir kazanç elde etmelerini sağladığını, müvekkili şirketin davalılardan 4.305 USD alacaklı olduğunun tespiti ile bu bedelin 19.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Serdar Dölek, öncelikle mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, hakkında açılan davayı kabul etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı H.. H.., davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davaya konu olan çekin incelenmesinde keşidecisinin L.Madencilik Mermer İnş. Ltd. Şti. olduğu, davacı şirket lehine keşide edildiği ve ciro yolu ile davalı S.D.e geçtiği ve 19.04.2013 tarihinde bankaya ibraz edilerek çek bedelinin ödendiği, davalılardan H.. H..’ın çekte sorumluluğunu gerektirir şekilde isim ve imzasının bulunmadığı, çek bedeli davalı S. D. tarafından tahsil edildiğinden davacının H.. H..’tan çekin bedelinin istirdadını istemesinin mümkün olmadığı, davalı S. D.’in süresinde yetki itirazında bulunmuş gerekçesiyle, davalı H.. H.. yönünden açılan davanın reddine;davalı S.. D.. yönünden mahkememizin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde HMK’nın 20. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde talep halinde dosyanın tefrik edilerek Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, istirdat isteminden ibaret olup, davacı dava dilekçesinde davanın hukuksal dayanaklarını davalıların işbirliği içinde ika ettikleri haksız fiile dayandırmıştır. Bu durumda HMK’nın 7/1. ve 16. maddesi uyarınca davanın her iki davalı bakımından da ortak yetkili mahkeme olan İstanbul mahkemelerinde açılmasında usule aykırılık bulunmadığı gibi; davacının, davalılardan S.. D..’i sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacı bulunduğu ileri sürülemeyeceğinden HMK’nın 7/2. maddesinin uygulanması söz konusu değildir. O halde davalı S.. D.. yönünden yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmadığı gibi; davacı ciranta tarafından ciroda yer alan kaşe ve imzanın sahte olduğu iddia edilmiş ve davalılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/60140-105977 hazırlık nolu dosyalarının bulunduğu bildirilmiştir. O halde mahkemece bu dosyalar getirtilip, konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilerek davacı şirketin bu iddiası araştırılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin her iki davalı yönünden kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.